içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ÇOĞUL KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Çoklu/çoğul kişilik bozukluğu 1800’lü yıllardan beri tanımlanmaktadır. Bu bozukluk dissosiyatif kişilik bozuklukları arasında en çok ilgi çeken bozukluktur diyebiliriz. Çoğul kişilik, içerisinde hem bellek hem de kişilik konusunda bozukluk barındırır.Kişide anksiyete duyguları vardır. Bununla birlikte iki ya da daha fazla bağımsız kişilik geliştirir. Geliştirilen her kişilik sistemi kendi içinde duygu-düşünce-davranış bakımından tutarlıdır. Kişilik sistemleri arasında geçiş mümkündür. Yani belli bir dönem A kişiliğine bürünülüp daha sonra B kişiliğine geçilebilir. Bu dönemler birkaç dakika süreceği gibi birkaç yılda sürebilir. Kişilikler birbirinden keskin bir biçimde ayrılmaktadır. Mesela a kişiliği neşeli umursamazdır, B kişiliği ise sakin ve çalışkandır. Geliştirilen kişiliklerin birbirinden haberi yoktur. Genel hatlarıyla tanıdığımız bu bozukluğu şimdi de detaylarıyla inceleyelim.

 

 

Çoklu kişilik bozukluğu(ÇKB) olan hastaların çoğunun çocukluk döneminde bir travmaya veya kendisini derinden etkileyen bir olaya maruz kaldığı çalışmalarla tespit edilmiştir. Bu bakımdan Travma Sonrası Stres Bozukluğuna (TSS) benzetilebilir. Aile içi şiddet, fiziksel ve cinsel istismar bu travmaların büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.

 Elde edilen sonuçlara göre ortalama 7-15 sayıları arasında kişilik geliştirilmektedir. Tanı sırasında kişiliklerin 2-3 tanesi ortaya konulmaktadır. Diğer kişilikler süreç boyunca kendini göstermektedir. Geliştirilen alt kişiliklere “alter” adı verilmektedir. Alt kişilikler her iki cinsiyetten olabileceği gibi farklı ırk ve toplumlardan ve farklı yaş gruplarından da olabilir. En çok rastlanan alt kişilikler çocukluk dönemine ait kişiliklerdir. Çocuk alt kişiliğinin görülme sıklığı %85-95 oranındadır. Alt kişililerin karakter yapıları birbirinden oldukça farklıdır. Aynı bireyde bir alt kişilik dışadönük, agresif, diğerleri içe kapanık ve çökkün olabilir. Kişilikler işlevlerine göre; koruyucu, yardımcı gibi isimler alabilmektedir. Alt kişilikler arası geçiş ani ve dramatik bir biçimde gerçekleşmektedir. Olgular genel olarak kişiliklerin baskın olduğu durumlara göre amneziktirler(bellek yitimi).

Yapılan araştırmalara göre olguların %95-100’ünün bazı dönemlerde bellek yitimi yaşadıkları saptanmıştır. Örneğin; kişi kendine ait olan eşyalar arasında kendine ait olmayan nesnelere rastlayabilir, hiç tanımadığı yerlerde kendini bulabilir. Bazen de bir kişilik böyle bir amnezi yaşamayabilir ve diğer kişiliklerin farkındadır. Alt kişilikler arasında arkadaşlık görülebileceği gibi düşmanlık da görülebilmektedir. Alt kişilikler arası çatışmalar çok yoğundur. Hatta bir alt kişilik diğerini öldürmeye çalışabilir. Bu durumlarda hastalar intihar girişiminde bulunabilir ve kendine zarar verebilir. Dolayısıyla ciddi anlamda tehlike arz etmektedir.

Psikolojik bir destek almaya yönelen kişilik ise asıl olan kişiliktir. Asıl olan kişilik genellikle çökkün ve bunalım içindedir. Hastalarda amnezinin yanında özellikle işitsel varsanılar görülmektedir. İşitsel varsanılar, kişilikler arasındaki çatışma ve konuşmaları temsil etmektedir. Bir kişilikten diğerine geçişte ise genellikle baş ağrıları kendini göstermektedir. ÇKB olgularında tanı alınmadan evvel üç farklı psikiyatrik alanda tanı alındığı saptanmıştır. Tanılar arasında ilk olarak majör depresyon vardır. Diğerleri ise özellikle borderline kişilik bozukluğu, şizofrenik bozukluk, anksiyete, yeme bozukluğu, somatizasyon, ve madde bağımlılığı tanılarıdır. ÇKB şizofreni ile temelde benzer belirtiler içerir. Örneğin;  şizofreni tanısı almış bireyler farklı kimliklere sahip olduğu konusunda sanrılara sahiptir. Ve bu kişiliklerin seslerini duyduğunu iddia edebilirler. Bu açılardan benzerlik gösteren çkb ve şizofreninin en belirgin ayırıcı özelliği ise; gerçekliğin algılanma durumudur. Şizofrenide gerçek çarpıtılarak algılanır ancak çoklu kişilik bozukluğunda gerçeği değerlendirmede herhangi bir problem yoktur. Çoklu kişilik bozukluğu sadece şizofreni değil birçok psikolojik bozuklukla benzer özellikler taşıdığı için tanılama ve sağaltım(tedavi) süreci çok önemlidir.

 

 

İncelediğimiz çoklu kişilik bozukluğu üzerine yapılan araştırmalar ve çalışmalar bulunmaktadır. Ve bu bozukluğun tespiti amacıyla psikolojik testler geliştirilmiştir. Bunlar; Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği ve Dissosiyatif Bozukluklar Görüşme Planı. Ülkemizde Dissosyatif Yaşantılar Ölçeği kullanılmaktadır. Bize her ne kadar uzak ve yabancı gelse de bu bozukluk oldukça yaygındır. Sadece henüz tanı almamıştır. Bu konuya gereken önem verilip çalışma alanı daha da genişletilirse kayıplar minimuma indirilmiş olur.

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Çörüş, G. (2002). Çoğul kişilik bozukluğu: betimsel ve yordamsal öğelerin kısa gözden geçirilmesi.

Tamam, L.,Özpoyraz, N., & Ünal, M. (1996). Çoğul kişilik bozukluğu (Dissosiyatif kimlik bozukluğu): Bir gözden geçirme. 3P Dergisi, 4(1), 45.

Tutkun, H.,Yargiç, L. İ., & Şar, V. Psödopsikoz İle Başvuran Dört Çoğul Kişilik Bozukluğu Vakası.

Bu yazı 63 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum