içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kendimize ihanetimiz: Kendini Gerçekleştiren Kehanet

 

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür… Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.”

Gandhi

 

 

Tutum, düşünce ve davranışlarımız kendimizin ve başkalarının davranışlarını şekillendirmede oldukça etkilidir. Hayatınızın çoğu kararını verirken veya bir işe başlarken sırf kendinize inandığınız ve yapabileceğinize güvendiğiniz için olumlu sonuçlar aldığınız olmuştur. Tam tersini de söylemek gerekirse bir işi aslında yapabilecek güçte olduğunuz halde o işi kendinize güvenmediğiniz, kendi kendinize Ben bunu yapamam dediğiniz için yapamadığınız ve olumsuz sonuçlar aldığınız da olmuştur. İkinci durumu örneklemek gerekirse; herhangi bir görüşmeye gidecektiniz, gitmeden önce görüşmenin kötü geçeceğinden emindiniz ve düşündüğünüz gibi görüşme kötü geçti. Tam çıkarken aklınızdan da şu cümleyi geçirdiniz: “Korktuğum başıma geldi”. İşte gerçekleşen bu durumun sosyal psikolojide bir karşılığı vardır: Kendini Gerçekleştiren Kehanet.

 

Çoğumuzun hem kendinden hem de diğer insanlardan beklediği şeyler var. Beklenti etkisini, ilk kez araştırma konusu yapan toplum bilimci Robert Metron (1948) bu davranışsal uyuma “kendini gerçekleştiren kehanet” adını vermiştir. Metron’a göre: “Belli bir duruma ilişkin tanımlamalar (kehanetler ya da yordamalar), bir süre sonra bu durumun ayrılmaz bir parçası haline gelirler ve bu da daha sonraki gelişmeleri etkiler. Bu durum bizi etkisi altına aldığı zaman daha olay ya da durum gerçekleşmemişken bile biz bütün korkularımızı, kaygılarımızı, çekincelerimizi zihnimize getirir ve bunlardan bir sonuç çıkarırız. Yani kehanetlerimizi ortaya dökeriz. Yeni bir güne mutsuz uyandığımızda tüm günün öyle geçeceğini düşünür, tedirgin olur ve sonrasında bu düşünceyle devam ettiğimiz o gün gerçekten de kötü biter. Aslında sadece bizim zihnimizde olan bu düşünce gün içerisinde çevremizdeki insanlara da yansımış olur. Bu yüzden de tüm günün gidişatını olumsuz etkilemiş oluruz. Özetle; beklentilerimiz tutumlarımızı, tutumlarımız da çevremizdeki kişilerin davranışlarını, böylece olayların bütün gidişatını etkiler.

 

Örneğin; “Galiba onu sıkıyorum. Benimle vakit geçirmekten eskisi gibi mutlu değil” diye düşündüğümüz ve gerçekten bu şekilde şekillenen, en sonunda da “Ben zaten biliyordum böyle olacağını” dediğimiz bir ilişkiyi ele alalım. Bu ilişki bir arkadaşlık da olabilir, romantik bir ilişki de. İlişkinin bu şekilde ilerlemesinin birçok nedeni olabilir. Nedenlerden bir tanesi de bizim bu kehanetimize göre bir tutum sergilememiz ve bu doğrultuda hareket etmemiz olabilir mi? Acaba bu düşüncemizden dolayı kendimizi geri çektiğimiz, daha soğuk ve mesafeli davrandığımız, davranışlarımızı değiştirdiğimiz için o kişi de davranışlarını değiştirmiş olabilir mi? Yani o mesafeyi en başta biz koymuş olabilir miyiz?

 

Muhtemelen bu gibi durumlarla günlük yaşantımızda oldukça karşılaşıyoruz. Kendi düşüncelerimize kendimiz inanıyor, bunu davranışa dönüştürüyor ve sonunda aklımızdaki kehaneti gerçekleştirmiş oluyoruz. İşte bu yüzden de bu kavramı kendimize olan ihanetimiz olarak nitelendirdim.

 

Peki, bu durumu lehimize kullanmak mümkün mü? Madem kaçınılmaz bir şekilde beklentilerimiz hem tutumlarımızı hem de davranışlarımızı etkiliyor o zaman bu etkiyi olabildiğince olumlu kullanmaya gayret göstermeliyiz. Yukarıda verdiğim örneğe geri dönelim. İlişki içerisinde olduğunuz kişinin sizden sıkıldığını ve eskisi kadar sizinle vakit geçirmek istemediğini düşünüyorsunuz. Bu durumda sıkıcı ve sevilmeyen birisi olduğunuza karar verdiniz. Bu durumda bu düşünceyi yok etmek, kaçınmak veya baş etmek için üç seçeneğiniz var:

 

1- Bir daha kimseyle yakın ilişki kurmamak ( yaşadığımız sürece çok zor bir ihtimal)

 

2- Her başladığınız arkadaşlık veya romantik ilişkide tedirgin olup, sıkmamaya çalışırken karşı tarafı daha da sıkmak veya yüksek bir ilgi beklentisi içerisinde olmak (sonrasında daha büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir)

 

3- İletişim becerilerinizi kuvvetlendirmek, karşı tarafa saydam olmak ve sorunları konuşarak çözmeye çalışmak, kendimize olan güvenimizi her durumda tazelemek

 

 

Bu durumlara bakıldığında en sağlıklı ve yapılabilir olan seçenek, üçüncü seçenektir. Fakat bu seçeneği alternatif olarak üretebilmek için en başta kendimizi etiketlemekten kaçınmamız gerekir. Çünkü en başından eğer kendimizi sıkıcı ve sevilmeyen birisi olarak etiketlersek, üçüncü seçenek aklımızın ucuna bile gelmez. Bu yüzden kehanetlerimizi gerçekleştirmeyecek olanın da kendimiz olduğunu unutmamız gerekir. Mademki olayların ilerleyişi, çevremizdeki kişiler ve en önemlisi kendi üzerimizde büyük ve güçlü bir etkimiz var bunu oldukça olumlu kullanalım. Olumlu ve yapıcı düşünüp kehanetlere fırsat vermeyelim ve sonucunda kendimize ihanet etmeyelim.

 

Korktuğunuzun değil mutluluğun başınıza gelmesi dileğiyle, sağlıklı günler…

 

 

 


 

KAYNAKÇA

( https://www.uplifers.com/kendini-gerceklestiren-kehanet-olaylari-biz-sekillendiriyor-olabilir-miyiz)

 

Bu yazı 161 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum