içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BÜYÜME KORKUSU VE PETER PAN SENDROMU

Son yıllarda genç yetişkin olarak tanımlanan 18-25 yaş arası grupta yer alan bireylerin yetişkinlik döneminde kendilerinden beklenen birçok sorumluluğu yerine getirmekten kaçındıkları gözlemlenmektedir. Bu kişiler, ergenlik dönemini tamamlamış olmakla beraber kendilerini henüz yetişkin olarak tanımlamamaktadırlar. Arnett’in (2004) “beliren yetişkinlik” olarak tanımladığı bu dönem aslında kişilerin yetenek ve sınırlarını keşfetmeye çalıştıkları bir kimlik arayışı dönemi olarak da tanımlanabilir. Bireylerin bu dönemde eğitim hayatını tamamlaması, iş sahibi olması, ekonomik açıdan özgürleşmesi ve kendi kararlarını verebilmesi gerekir ancak günümüzde çoğu birey bu sorumlulukları beklenenden daha uzun sürede gerçekleştirmektedir.

 

 

Kiley (1983) bu durumu tanımlamak için Peter Pan Sendromu’nu ortaya koymuş ve büyüme korkusundan bahsetmiştir. Bu sendromu tanımlarken ünlü İngiliz yazar James Matthew Barrie’nin (1912) Peter Pan isimli eserinden esinlenmiştir. Barrie’nin Peter Pan’ı, kendi özel yaşam öyküsüyle ilişkilidir. Gençliğinde cinsel kimlik bunalımı yaşayan yazar, eserinde yarattığı büyümeyi reddeden çocuk kahraman Peter Pan aracılığıyla, Asla Alsa Ülkesi’ne (Varolmayan Ülke) kaçıp sığınır. Bu kaçış, yazarın kendi gelişim sürecinin sancılarını yansıtmaktadır. Kitabın ilk cümlesi şöyledir: “Biri dışında, bütün çocuklar büyür ve büyüyeceklerini erken yaşta öğrenirler.” (Barrie, 2007). Peter Pan sonsuz gençliği ve bitmek bilmeyen çocukluğu simgeler (Kiley, 1997).  Kiley’ın (1983), Peter Pan Sendromu: Hiç Büyümeyen Erkekler (1997) isimli eserinde, 30’lu yaşların sonrasında da devam eden bu durumun, yetişkin görünümlü çocuklar yarattığını ve büyümeyen bireylerin ruh sağlığının tehlikede olduğunu belirtmiştir. 

 

 

Büyüme korkusu ise beliren yetişkinlik döneminin yaş aralığında bulunmayan, 25 yaşından büyük ve herhangi bir ruhsal bozukluğu olmayan kişilerin kendilerini hala bir yetişkin olarak tanımlayamaması sonucunda ortaya çıkan durumdur. Bu kişiler sosyal-duygusal yalnızlık, romantik ilişkiyi sürdürmede zorlanma, evliliğe karşı olumsuz tutumlar sergileme, bağımsız yaşama hazırlık ve sorumluluğu içselleştirme konularında problem yaşamaktadırlar.

 

 

Kiley (1997), Büyüme korkusuna örnek olarak Barrie’nin (2007) Peter Pan öyküsünün bir bölümünü örnek gösterir: “Çünkü annemle babamın benim adam olunca nasıl olacağım hakkındaki konuşmalarını duydum. Ben her zaman küçük bir çocuk olmak ve eğlenmek istiyorum.” (Barrie, 2007:78)

 

 

Yazarın bu cümleyi kurmasının sebebi olarak Kiley, Peter için şöyle bir hayali gözünde canlandırır: Peter’in babası; “Zavallı Peter, deliler gibi çalışmak, şirket duyarsızlıklarının yarattığı zorluklara katlanmak, iş güvenliği konusunda endişelenmek, vergilerin bordrosuna neler yaptığını görünce sinirlerine hâkim olmak ve kamu hizmetlerinin faturalarını öderken yasal soygunculuğa boyun eğmek zorunda kalacak.” (Kiley, 1997: 37). Bu hayal, Peter’in annesinin sözleriyle devam eder: “Ben de ailesi için kaygılanıyorum. Peter karısı ve çocukları için çok endişelenecek bir çocuk. Ve ekonomik durum böyle devam ederse, karısının da çalışmak zorunda kalacağını düşünebiliyorum. Çocuklar büyürken anne babaları yanlarında olmayacak. Ah, ne kötü. Zavallı oğlum.” (Kiley, 1997:37). Kiley, 1900’lu yılların başında yazılan bu öykü için böylesi bir mizansen oluştururken, Peter’in yerinde kim olsa büyüme hakkında büyük bir korkuya kapılmasının doğal bir sonuç olacağını ve bireyin, yaşını olduğu yere sabitlemek isteyeceğini savunur.

 

 

Bu kişilere genel olarak bakıldığında teknolojik gelişmelere bağlı olarak bireylerin sorumluluk almaktan kaçındıkları gözlemlenir ancak bu olgu tek bir durum ile açıklanamaz.  Bireyin içinde yetiştiği çevre ve anne-baba tutumları da bu durum üzerinde belirleyici faktördür. Erken dönemde ebeveynlerle kurulan sağlıklı duygusal bağlar, bireylerin çevresine uyum sağlamasını kolaylaştırır ancak ebeveynlerle kurulan sağlıksız ilişkiler çeşitli sorunlara yol açar. Ebeveynleriyle ayrışmamış ve bireyselleşme  süreci geçirmemiş kişiler ise sorumluluklarından kaçmaktadırlar.Bu kişilerin büyüme korkusu yaşama olasılığı daha yüksektir. Bu kişilerin ebeveyn tutumlarına bakıldığında  çocuklarını yetiştirirken otoriteyi çocuklara bıraktıkları, her türlü eleştiriden korudukları ve özgürlük tanırken beraberinde sorumluluk vermeyen bir tutum içerisinde oldukları görülür.  Anne ve babalar çocuklarını özerk ve özgür bir birey olarak yetiştirmek isterken bu durumda çocukların bütün isteklerini gerçekleştiren bir köleye dönüşürler. 2001 yılında Amerika’da yayınlanan Too Much of a Good Thing (Bu kadarı da fazla) adlı kitapta çocuk psikoloğu Dan Kindlon, modern anne babaların önceki nesillere göre çocuklarına duygusal açıdan daha yakın olmasına rağmen narsist eğilimli bireyler yetiştirdiğini savunur.

 

 

Bu durumların önüne geçilebilmesi için  anne ve babalara büyük görevler düşmektedir. Çocukların erken dönemden itibaren sorumluluklarını bilmesi ve yerine getirmesi sağlanmalıdır. Çocuklar bu sorumlulukları yerine getirirken ebeveynler de tutarlı davranışlar sergileyerek model olmalıdır.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Karataş, E. A. (2019). Peter Pan sendromu: Bugünün gençleri ve yetişkinlikten kaçış. Medeniyet Eğitim araştırmaları dergisi: 3(2),117-129.

Ateş, N. ve Özden-Yıldırım, M. S. (2020). Büyüme korkusu ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi. Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9(1), 402-410.

Özden-Yıldırım, M. S. ve Ateş, N. (2020). Büyüme korkusu ile erken dönem uyumsuz şemalar ve algılanan ebeveynlik biçimleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22(4), 872-884.

Bu yazı 327 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum