içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DANS VE HAREKETİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ

Beden bireyin iç dinamiklerinin göstergesi değil kendisidir.Bedensel hareketlerle bireyin iç dünyası doğrudan çıkarsanabilir. Yani hareket ve anlam arasında doğrudan ve içsel bir bağ vardır. Günlük hayatta iletişime geçtiğimiz insanların jest ve mimikleri bizde çoğu kez kendiliğinden tepkilere yol açar. Doğrudan, samimi ve güçlü bir el sıkışmayla çekingen ve güvensiz bir tokalaşma arasındaki farkı zihinsel olarak kodlamasak da bedensel düzeyde ayırt eder ve yine bedensel bir karşılık veririz.

 

Antik çağlardan beri dansın iyileştirici etkisi bilinmekte ve doğum, ölüm, hastalık gibi durumlarda iyileştirici bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Dans, bireyin yaşadığı olumsuz olaylara karşı farkındalık geliştirebilmesine, bilişinin güçlenmesine ve çevresine karşı daha duyarlı olmasına yardımcı olur. Aynı zamanda dans bireyin duygularının dışa vurumu sayesinde ruhsal açıdan bireyin rahatlamasını sağlar.

 

Dans ve hareketin iyileştirici özellikleri olduğu fark edilince Dans ve Hareket Terapisi ortaya çıkmıştır. Dans ve hareket terapisi (DHT); bireyin duygusal, bilişsel, fiziksel ve sosyal bütünlüğünü arttırmaya yönelik olarak dans ve hareketin terapötik kullanımı olarak tanımlanmaktadır ve en önemli bileşenleri beden, dans, yaratıcılık ve terapötik ilişkidir. Yöntem ilk olarak 1940 yılında dansçı Marian Chace tarafından geliştirilmiştir. Onun dans ve beden hareketlerini ileri derecede ruhsal problemleri olan hastalarda başarıyla kullanması, beden hareketlerinin duyguları serbestçe dile getiren yönünün derinlemesine anlaşılmasını sağlamıştır. Ayrıca sözel iletişim kurma problemi olan kişilerin kendilerini ifade edebilmeleri açısından oldukça kullanışlı bir yöntemdir.

 

Dans terapisinde amaç,kişinin ruhsal iyi oluşunu artırmaktır. Kişinin bedeninin verdiği mesajları anlamayı ve bu mesajları doğru biçimde yönlendirmeyi içerir. Aynı zamanda bireyin ruhsal ve bilişsel açıdan çevresiyle bütünleşmesini sağlayarak bedenleri aracılığıyla duygularını keşfetmelerini sağlar. Kişinin güçlü yönlerini açığa çıkararak hedeflerine ulaşması için motive eder ve yaratıcılığının teşvik edilmesini sağlar.

 

Hareketin bir diğer terapötik yönü bilinçaltına dair önemli bilgiler vermesidir.Jung bilinçaltını araştırmak için resim, heykel gibi çeşitli ifade araçları kullanıyordu. Aktif imgelem adlandırılan yönteminde bilinçaltının çeşitli imgeler, itkilerle ifade bulmasına izin veriyordu. Bu yöntemde esas olan bir yandan bilinçaltı yaşantılar, fantaziler ortaya çıkarılırken bir diğer yandan da bireyin kendini keşfetmesi sağlanmaktadır.

 

Dans terapisinde önemli olan bir başka nokta da hareketteki eksik ya da gelişmemiş öğeleri fark etmektir.Bu ögeler bireyin iç dünyası ve yaşadığı çatışmaları anlamak için  önemli ipuçları sunar. Diğer önemli nokta ise bedeni tekrar bir oyun alanı ve bilinçdışına giden bir köprüye dönüştürebilmektedir. Yaratıcı eylem sırasında kişi kendini yeniden tanıyarak zamanla ve mekanla ilgili yeni anlamlar keşfedecektir.

 

Sonuç olarak, yaşadığımız bu dönemdeki stres artırıcı faktörlerin varlığı beden üzerinde oldukça baskı yaratmaktadır. Bedenin baskılanması da çeşitli hastalıklara yol açmaktadır. Bu hastalıkların önlenebilmesi için bedeni rahatlatıcı terapiler uygulanmalıdır.Bu  bağlamda dans, bedensel ve ruhsal baskıyı azaltma yolu olarak kabul edilebilir. Alternatif terapiler arasında önemli bir yere sahip olan dansın sağlık hizmetlerinde rutin uygulama olarak yerini alması gerekmektedir.

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Sarıkaya, N.A., Ayhan, C.H.,Sukut,Ö. (2017).Farklı Gruplarda Dans ve Hareket Terapisinin Kullanımı ve Etkileri, G.O.P. Taksim E.A.H. JAREN 2017;3:1-5.

Bilge,A., Öğce,F.(2008). Dansın Beden Ve Ruh Sağlığı Açısından Önemi, Halkbilimi Dergisi 1;2:123-134.

Sezince,M. (2018).3-6 Yaş Çocuklarda Müzik ve Dans Eğitiminin Psikolojik Etkileri.Yüksek Lisans Tezi,İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,İstanbul.

 

 

 

 

Bu yazı 120 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum