içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

MUCİZE SORU

Mucize soru tekniği, çözüm odaklı kısa süreli terapide oldukça sık kullanılan ve danışma sürecinin kolay ilerlemesine çok katkısı bulunan tekniklerdendir. Özellikle danışma sürecinin amacını belirlerken kurtarıcı olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca terapötik ilişkinin kurulması için sürecinin başında geçen zorlu evrede de kullanımı oldukça yaygındır.

 

 

De Shazer mucize soruyu, danışanın gerçekçi, ulaşılabilir, iyi tanımlanmış ve başarılabilir bir amaç bulmadaki yetersizliği nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığı sonucunda keşfetmiştir.

 

 

Tipik olarak mucize soru aşağıdaki şekilde ifade edilmektedir:

 

 

Bu gece yatmaya gittiğinde bir mucizenin gerçekleştiğini ve sen uyuduğun için ne olduğunu göremediğini varsayalım. Mucize, seni buraya getiren problemi çözdü. Sabah uyandığında seni mucizenin gerçekleştiğine inandıracak ne gibi ipuçları görürsün?

 

 

Mucize soru sadece ilk oturumda danışanın iyi tanımlanmış bir amaç oluşturmasına değil, aynı zamanda diğer oturumlarda da işe yarayan bir sorudur.

(Sklare, 2016).

 

 

‘Mucize’ kavramını kavramsallaştıramayan küçük yaşlardaki çocuklarla çalışırken kullanımı sınırlı olmakla birlikte danışanların büyük çoğunluğunda kullanılabilir. Sorunun biraz değiştirilmesiyle çocuklar kendilerine ne sorulduğunu anlayabilirler. Eğer sihirli bir lamban (değneğin) olsaydı ve lamba senin başının üzerinde sallandığında problemin kaybolsaydı, neler farklı olabilirdi ve kendini ne yapıyorken görmek isterdin?

 

 

Mucize ya da sihirle ilgili soruları yanıtlamakta güçlük hisseden danışanlar için 6 ay sonrasını hayal et ve burada olmana neden olan problemin çözülmüş. Bir daha görüşmemizi gerektirmeyecek şekilde neler farklı olabilirdi? Şeklinde ki sorular ile danışma süreci yönetilebilir.

 

 

Bazen de danışanlar bu soruya davranışsal olarak belirgin olmayan cevaplar verebilirler. Mucize soruya gelebilecek belirsiz bir tepki, daha mutlu olurum gibi bir cevaptır ve bu cevap danışma sürecinde amaç oluştururken bizi sıkıntıya sokabilir çünkü mutlu olmak çok genel bir cevaptır ve amaca yönelmek için bunu sınırlandırmak gerekir.

 

 

Örnek olarak;

Danışman: Daha mutlu olduğunda sana mutlu olduğunu gösterecek ne yapıyor olurdun?

Danışan: Sanırım daha fazla gülümserdim. Sanırım ağabeyimle daha arkadaşça konuşabilirdim.

Danışman: Daha arkadaşça davrandığında ne yapıyor olurdun ve ağabeyin senin arkadaşça davrandığını nasıl anlayabilirdi?

Danışan: Sabah ona günaydın derdim ve belki ona bugün özel bir şey yapıp yapmayacağını sorardım.

Danışman: Eğer böyle olsaydı ağabeyin sana nasıl tepki verirdi?

Danışan : Muhtemelen bana cevap verirdi ve o gün beraber bir şeyler yapıp yapmayacağımız hakkında konuşurduk (Sklare, 2016).

 

 

Bu süreç izlendiğinde belirgin davranışsal tanımlamalar ile hedefler detaylandırılır ve meydana gelen değişimleri fark edecek kişilerin tepkilerini ortaya çıkarır. Böylece danışanların olumlu davranışlarda bulunma istekleri pekişir ve danışma sürecinin amacı netlik kazanır (Sklare, 2016, s. 28).

 

 

Çözüm odaklı terapiyi uygularken bazen de danışanlar mucize soruya imkansız amaçlar ile cevap verebilirler. Örneğin; Boşanmış ebeveynlerinin yeniden birleşmesini, ölmüş olan akrabalardan birinin yaşama dönmüş olmasını veya başka bir şehre taşınmış olan arkadaşının dönmesini isteyebilirler. Aslında danışmanların bu konularla ilgili herhangi bir şey yapamayacaklarını bilirler; ama eğer bir mucize gerçekleştiyse istekleri gerçekleşebilir diye düşünürler. Bu isteklerin altında yatan ihtiyaçlar vardır ve bunların keşfedilmesi danışanın gerçekçi amaçlar belirlemesine yardımcı olur (Sklare, 2016, s. 29).

 

 

Kısa bir kesit ile örnek vermek gerekirse;

Danışman: Eğer bu gerçekleşseydi, ne farklı olurdu?

Danışan: Bütün aile yeniden bir arada olurduk.

Danışman: Bütün ailenin bir arada olmasının senin için ne anlamı olurdu?

Danışan: Kendimi ailenin bir parçası olarak hissederdim.

Danışman: O zaman kendini ailenin bir parçası olarak hissetmek senin için bir amaç olabilir mi?

Danışan: Evet bunu isterim. (Bu şimdi bir amaç oldu.) (Sklare, 2016, s. 29- 30).

 

 

Mucize soruyu bu süreçte bazı danışanlar ise kendi mucizelerini, diğer insanları problem olarak gördükleri için diğerlerinin değişmesini istemek şeklinde tanımlayabilirler. Başkaları düzelince kendilerinin de düzeleceğine inanılar ya da belki bunu daha kolay bir yol olarak görürler. Danışanlar kendi davranışlarını düzeltmeden önce ilk olarak diğer insanların davranışlarının değişmesi gerektiğini düşünürler. Danışmanlar, danışanların ‘bir kişinin davranışlarındaki değişimin diğer kişilerin davranışlarında da değişime yol açacağı’ kavramını -ilişkilerdeki döngüselliği- anlamalarına yardım eder ve kendi problemlerine odaklanmalarına yardımcı olur.

 

 

Örnek olarak;

Danışan: Öğretmenim diğer çocuklara olduğu gibi bana da adaletli bir şekilde davranabilirdi.

Danışman: Mucizenin gerçekleştiğini düşünelim ve öğretmenin diğer çocuklara olduğu gibi sana da adil davranmaya başladığını farz edelim, neler farklı olurdu?

Danışan: Ben parmağımı kaldırdığımda söz verebilirdi.

Danışman: Eğer sen parmağını kaldırdığında öğretmenin sana söz verseydi neleri farklı yapmaya başlardın?

Danışan: İzin almadan konuşmazdım.

Danışman: Peki onun yerine ne yapardın?

Danışan: Sıramda oturur, öğretmenime bakar onun söylediklerini mırıldanarak tekrar eder ve yazardım.

Danışman: Senin böyle davrandığını görünce öğretmeninin ne yapacağını düşünüyorsun?

Danışan: Sanırım bana daha iyi davranırdı.

Danışman: Olmasını istediğin şey bu mu?

Danışan: Evet. Eminim.

Danışman: O zaman senin biraz önce tanımladığın şeyleri yapman büyük olasılıkla öğretmeninin davranışlarının değişmesi ile sonuçlanabilir (Sklare, 2016, s. 31).

 

 

Mucize soru tekniği, danışma sürecinde ilerlemek için kullanabilecek çok keyifli tekniklerin başında yer alır. Bu şekilde ki destekleyici sorular, mucize soruyu farklı şekillerde kullanabilmek danışanın amacının gerçekleşmesi için atacağı küçük adımlar hakkında düşünmeye başlamasını sağlar.

 

 

Onları danışmaya getiren asıl problemi farklı bakış açısıyla daha kolay şekilde ortaya koymalarına yardımcı olur. Danışanların kendi mucizelerinin gerçekleşmeye başladığını onlara fark ettirecek küçük bir işaret ile değişime giden yola adım atılmış olur.

 

 

Bu yazı 155 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum