içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

VAROLUŞÇU TERAPİNİN TEMEL FELSEFESİ

Yalom, Varoluşçu terapiyi kişinin varoluşundan kaynaklanan konulara odaklaşan dinamik bir terapi yaklaşımı” olarak tanımlar.

 

İki genel yaklaşım vardır:

1- İnsanların yaşadığı trajedik durumu vurgulamaktadır. (Avrupa yaklaşımı)

2- İnsan potansiyaline ve etkileşime odaklanılmıştır. (1960’larda ABD.’de Carl Rogers, Bugental ve Abraham Maslow) çalışmaları insancıl okulla ilgilidir. FriedrichNietzche, Heideggar, j. Paul Sartre gibi filozoflar; psikoterapi bakımından katkıda bulunanlar ise; Bugental, Victor Frankl- (Man’sSearchforMeaning-İnsanın Anlam Arayışı) kitabında Nazi kampı yaşantılarının logoterepiyi geliştirmesine etkisini paylaştığı-, EricFromm ;Rollo May vb. dir.

 

 

TEMEL FELSEFESİ

 

Psikolojik danışmanın ağırlık noktasını teknikler değil, danışma ilişkisi oluşturur. Burada danışanın bugünkü yaşantıları önemlidir. İkinci olarak da insanın varoluşu önemlidir.  O, danışanı, kendine özgü, eşsiz bir kişi olarak görmelidir. Danışanın gerçek dünyasını görmelidir, çünkü o eşsizdir. Fenomenal görüş varoluşçuluğu geniş ölçüde etkilemiştir. İnsanlar iyidir, özgürdür. Kendi yaşamlarından kendileri sorumludur. Kendini gerçekleştirme kapasitesine sahiptirler. Bir insan eninde sonunda yalnızdır. Yaşamak acı çekmektir. Hayatta kalmak, bu acıyı çekerken bunun anlamını anlamaktır. İnsanın ulaşacağı en üst amacı sevgidir.

 

Frankl’da “anlam” insan tarafından keşfedilir. İnsanlar, başarılarına, yaptıkları işlere yarattıkları değerlere bakarak kendi hayatlarına anlam verirler. Güzeli, doğruyu, iyiyi deneyerek saptarlar. Bireyin kendine özgü yanlarını görebilirler. Bir kimseyi unique(eşsiz) görmek demek onu sevmek demektir. İnsan yaşamının son anına kadar, tatlı-acı tüm yaşantılarından birçok değerler geliştirir. Değerler onu bazı davranışlarından alıkoyar. Değerler, seçme ve karar verme işlemlerinde önemli rol oynarlar.İnsan özne, gözlediği nesneden ayrılamaz. Varoluşçuluk, bireyin yaşantılarına ve tüm çevresine önem verir. Değişik varoluşçu yaklaşımlar vardır: Bazı ortak noktalar şunlardır:

 

1- İnsan varoluşunun farkındadır. Kendini etkileyen tüm olayların farkındadır. Seçme gücüne sahiptir ve eylemlerinden sorumludur.

 

2- İnsan dünyadan ayrı tutulamaz. Aynı anda üç dünyada birden yaşar.

- Umwelt: Fiziksel dünyadaki varoluşumuz,

- Mitwelt: başkalarıyla ilişkiler dünyası,

- Eigenwelt: kendini, benliğini tanıma dünyası.

 

 

3- İnsan pasif değildir. Devamlı değişme, gelişme varoluş içindedir. Böylece kendini gerçekleştirir.

 

4- İnsan gelecekte birgünyokolacağını da bikir. Ölüm hayata gerçeklik kazandırır.

 

 

6 anahtar kavram önemlidir.

1- Kendini Tanıma Kapasitesi: Her insanda vardır. Uygun şartlar yaratıldığında, kendini farkeder ve tanır. Potansiyallerini tanıyınca, daha isabetli karar verir. Bu durumda daha özgür oluyoruz.

 

Özgürlükte, kendi hakkımı çiğnetmiyorum. Başkasınınkini de çiğnemiyorum.Sınırlılık var. Seçme, karar verme özgürlüğü sorumluluğu getiriyor. Sonuçlarına katlanmak zorundasın.

 

Potansiyallerinizi geliştirin, isabetli kararlar verin, diyor. Varoluşunun sorumluluğunu alacak.

 

2- Kaygı: Sorumluluk ve özgürlüğün farkına varılması,varoluşsal kaygıyı doğurur.

Varoluşçu kaygı, normal kaygının bir şeklidir. Hayat ve ölümden korkmadır. Bir insanın tüm potansiyalini gerçekleştirememesi sonucunda ortaya çıkan bir çeşit suçluluk, vicdan azabıdır.

Kararın sonucu ne getirir. Daha iyi mi olacağım, kötü mü? U durum kaygıyı getiriyor. Avantajlar çoksa karar verme kolay olur. Kararın getirebileceği faktörleri bilmiyorsak, erteliyoruz. Seçim sonucunun ne olacağını bilmeden karar alıyoruz.

Kaygının diğer nedeni, sonlu olduğumuzdur. Ben bu hayatta ne yaptım? Yaptığım faydalı mıydı? Potansiyallerinizi ne derece geliştirdiniz. Geliştirememek kaygıya neden oluyor. Aslında farkedince yararlı bir kaygı.Kaygıyı herkes yaşar, kaygı bizim yaşamı sürdürme, varlığımıza anlam katma ihtiyacımızdan kaynaklanır. Kaygıdan kaçınılmamalıdır. Yaşamımızla barışabilmek için bu kritik bir unsurdur.

Normal kaygı: olaylara, görünen duruma uygunluktur. Tehdit edici değilse bastırmaya neden yoktur. Onu yaratan duruma dikkat etmemiz için bir sinyaldir. Normal kaygının, düşmanca tutumun ve saldırganlığın kaynağı, yok olma korkusudur. Kaygı, var olma ile yok olma arasındaki çatışmayı oluşturur.

Nevrotik kaygı ise, kişinin durumunun abartılmasını içerir. Bastırılma eğilimindedir

 

3- Varoluşsal Suç: Potansiyalleri tam olarak değerlendirmede uğradığımız başarısızlık,  bu durum kendimizden kaynaklanıyor.

“Bu durumu değiştirebilir miyim?” diyor ya da o kişi danışmaya geliyor.

“Ben beceremiyorum, değiştirmek istiyorum”, diyor. Bunları geliştiremediğimiz zaman patoloji oluyor. İçinde bulunduğu koşullarda yapabileceğini yapıyor ise, hissetmiyor, yapmıyorsa hissediyor.

 

4- Anlam Arama: Her insan hayatına anlam katacak değer ve amaçları aramaya yönelir. Mutluluğu insan kendi yaratır.

ViktorFranklLogoterapi “anlam terapisi” geliştirmiş. Yahudi, Hitler’in kamplarında kalmış. Bazı insanların hayata bağlı olup yaşadığını, bazılarının öldüğünü görmüş. “Yaşam ümidini kaybeden ölüyor”.

İnsandaki temel güdü, “anlam kazanma isteğidir”. –willtomeaning-

İnsan, kendine, yaptıklarına, değerlerine bakarak bir anlam verir. Yaşamın anlamını anlamaya çalışmak gerginlik (patoloji) yaratır.

 

 

5- Yalnızlık Kavramı: İnsan nihayetinde yalnızdır. Diğer insanlarla ilişkidedir.

Yalnızlık, yüzleşmeyi ima eder. İnsanların diğerleriyle anlamlı ilişkide bulunma başarısızlığı “yabancılaşma” ile sonlanıyor.

Kişi anlamlı ilişkiyi;

Bazı özelliklerini fark edememişse,

Maskeli ise,

Eleştiriden korkuyorsa,

Kendini tanıyıp tanıtamıyorsa, yabancılaştığı için kuramaz.

 

6- AutenticOlma:Bugental geliştirmiştir.Üç maddede toplanıyor.

Geçen her dakikayı tam olarak her yönüyle fark ederek yaşama,

O dakikada nasıl yaşanacağının seçimini yapma,

Yapılan seçim için sorumluluk alma, duyma.

 

 

Nevrotiklerinautentic varoluş duygusunu kaybettiklerini söylüyorlar. Geçmiş ya da gelecekle meşguldürler. Şu anı yaşamayı kaçırıyorlar. Amaçisenevrotiklerin kaybolan varoluş duygularını bulmalarına, keşfetmelerine yardımcı olmaktır. Danışanların benlik tanımlarını genişletmek ve seçim olanaklarını artırmaktır. Böylece kendi hayatlarının gidişi hakkındasorumluluk kabul eder, özgür hale gelirler.

 

Eski geleneksel bilinenyollara bağlı kalabilirler. Veya yeni bilinmeyen yollar araştırır, yeniyi dener, Yenilik kaygı yaratır. Çünkü alışkanlıklarımız doğrultusunda davranıyoruz. Devamlı giydiğini giymek, gibi. Yenilik, korkutuyor. Geleceğimize, inancımıza bağlı davranıyoruz. Yenilik, iyiliğimize olsa da direnç gösteriyoruz.

 

 

 

 

 

Kaynakça

 

N.L.Murdock ve F.Akkoyun(ed.).(2016).Psikolojik Danışma ve    Psikoterapi   Kuramları. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

Voltan- Acar, N. (2017). Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları. (R. S. Sharf Çev.)

Bu yazı 86 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum