içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BEN SENİN İYİLİĞİNİ İSTİYORUM

Kalabalıklar arasında yapayalnız kalmamızın sebebini düşünüyordum. Nar'ın içinde yüzlerde taneden biriyiz ama kendimizi yalnız hissediyoruz. Modern(sözde) insanın kurallarından biri olan kendine benzetme çabası, etrafındaki farklılıkları hastalıklı görmek ve iyileştirmeye çalışmanın yalnızlığı sanırsam. Zıtlıkları anlamak yerine, kendi inandığın doğrunun kabul edilmesine odaklanan insan zıt olanı, yalnızlaştırır. Kendini bir saniyeliğine karşındakini anlamak için zorlasan, at gözlüğünü çıkarmış kenara bir saniyeliğine koyabilmiş ve etrafını inceleyebilmiş olursun. Toplum birçok konuda kendini bilirkişi olarak atamış ve insanların, ne zaman evleneceğine, ne zaman çocuk yapmaları gerektiğine, nasıl giyinmesi gerektiğine ve hatta nasıl düşünmesi gerektiğine bile karar verebilmek, yönlendirmek istiyor. Akraba cemiyeti kiminle görüşeceğimize kiminle arkadaşlık edebileceğimize hangi liseye gitmemiz gerektiğine ve hatta hangi dine inanmamız gerektiğine bile karışma konusunda kendini yetkin bir kurum olarak ilan etmiş. Hayatımızdaki insanlar, bizim iyiliğimizi düşündüğü için her hakkı onlarda saklı olan bir karışma haklarını kendilerinde buluyorlar. Birbirlerini çok seven çift, sevgiyle evlenip daha sonraki yılları birbirlerini birbirlerine benzetme savaşıyla devam ediyor. Farklı olandan korkumuz genetik olarak mı geldi bize? Aynı olmak neden bu kadar önemli? Biz böyleyiz, bizim sülale hep öfkelidir gibi gibi kalıplara dönüştürdüğümüz şeyler Ezine peyniri değil yalnız hatırlatırım. Hayatlarımız ve şunu da unutma sevgili okur bu hayat bir defa yaşanıyor.

 

 

“Ben senin iyiliğini istemiştim” “Ben senin iyiliğin için diyorum” gibi kalıplaşmış ve farklılıkların önünde duvar olmuş cümlelerin eski moda bir kasetçalar gibi hayatımızdan çıkmasını diliyorum. Biz de bunları hayatımızdaki insanlara yapıyor olabiliriz veya bizim hayatımızda böyle insanlar olabilir. Bunları yazıyorum ki bu hayatta yalnız değilsin ve senin gibi düşünen insanların olduğunu da bil istedim.

                                                                                 

 

 

  Yıllardır dikkatimi çeken konu ise insanların hiçbir konuda tatmin olmamaları. Kilolu olduğunu eleştiren bir insan, zayıfladığında hasta mı oldun diye sana üzülebiliyor. Hiçbir konuda kendini geliştirememiş biri çıkıp sana beylik laflar edebiliyor. Kimsenin bu konuda fren sistemi yok. Unutma dostum melek olsan niye kanat sesi çıkarıyorsun diye seni eleştirecek, kendinde bu hakkı görecek insanlar var.

 

 

 

Bu yazıya çok yakışacağını düşündüğüm bir şiir bırakmak isterim buraya

 

 

Yavaş yavaş ölürler

Seyahat etmeyenler.

Yavaş yavaş ölürler

Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,

Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

 

 

Yavaş yavaş ölürler

Alışkanlıklarına esir olanlar,

Her gün aynı yolları yürüyenler,

Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,

Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,

Bir yabancı ile konuşmayanlar.

 

 

Yavaş yavaş ölürler

Heyecanlardan kaçınanlar,

Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı

Görmek istemekten kaçınanlar.

 

 

Yavaş yavaş ölürler

Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,

Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,

Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına

çıkmamış olanlar.

 

Pablo Neruda

Bu yazı 703 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum