içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ACT II: ACT VE METAFORLAR

ACT yani ‘Kabul ve Kararlılık Terapisi’ insanların, kontrolleri dışında kalan olayları kabul edebilmesi ve hayatını zenginleştirecek davranışları sürdürmede kararlı olması konusunda cesaretlendirerek bireylerin anlamlı ve dolu bir yaşam sürdürmesine yardımcı olmaya çalışmaktadır.

 

 

Bireyler genel olarak kötü bir duygu deneyimlediğinde bu duygudan kurtulmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Kendilerini rahatsız eden duygulardan kaçarak, onları bastırarak onlardan kurtulmaya çalışırlar. ACT ise bireylere olumlu duygu ve düşüncelerin olduğu gibi olumsuz duyguların da olduğunu dolayısıyla bu duyguları olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini söyler. Bu yaklaşıma göre olumsuz bir olay yaşadıktan sonra olumsuz duygular hissetmemiz ve negatif düşüncelere kapılmamız normaldir ve hatta bedenimizde bunların doğurduğu bir takım olumsuz etkilerin olması da normaldir. Bunları anormal olarak görmeyi bırakıp hayatımızın bir parçası olarak görmeye başladığımızda, deneyimlerimizi “bir misafir” gibi kabul ettiğimizde her şey bizim için olumlu bir şekilde farklılaşmaya başlayacaktır. ACT, bu şekilde deneyimlerimiz ve duygularımızla farklı şekilde ilişki kurmayı öğretmeyi ve şimdiki ana odaklı yaşayabilmemize yardımcı olmayı hedeflemektedir.

 

 

ACT’nin terapideki amacı kişilerde psikolojik esneklik geliştirmek başka bir ifadeyle, kişilerin psikolojik katılık düzeylerini azaltmaya yardım etmektir. Psikolojik esneklik, bireylerin değerleri doğrultusunda eylemler gerçekleştirirken şimdiki anda ortaya çıkan yaşantıların farkında ve onları kabul etmeye açık olması durumu olarak ifade edilmektedir (Harris, 2016).

 

ACT, danışma sürecinde birçok farklı teknikten faydalanmaktadır. Bunlardan biri de metaforlardır.Bunlardan bazıları:

 

1) PARTİ METAFORU:

Danışman danışana parti metaforunu şu şekilde ifade edebilmektedir: “Büyük bir parti verdiğinizi düşünün. Bu parti herkese açık bir parti, herkes gelebilir. Arkadaşlarınızı arıyor çevrenize haber veriyorsunuz ve partiniz için büyük hazırlıklar yapıyorsunuz. Beklenen gün geliyor ve arkadaşlarınızın gelmesiyle eviniz yavaş yavaş dolmaya başlıyor.Her şey harika giderken birden kapı çalıyor ve siz bu kez gelenin kim olduğunu tahmin etmeye çalışarak kapıyı açıyorsunuz. Kapıyı açtığınızda gelenin kaba saba, bakımsız ve sevmediğiniz bir komşunuz olduğunu görüyorsunuz. Onu içeri almak istemiyorsunuz fakat o bir merhaba bile demeden içeri dalıyor ve partiye arkadaşlarınızın arasına katılıyor, kaba bir şekilde yiyip içip konuşuyor. Çok utanmış ve de kızgın hissediyorsunuz. Dayanamayıp bu kadarı yeter diyerek onu evden kovuyorsunuz. O gidince kendinizi rahat hissediyorsunuz ve partinize dönerek kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Aradan bir süre geçtikten sonra yeniden kapı çalıyor ve açtığınızda yine o kaba komşunuz olduğunu görüyorsunuz daha siz dur diyemeden o direkt içeri dalıyor ve partiye katılıyor. Onu tekrar kovuyorsunuz. Bu sefer işi garantiye almak için kapının önünde bekliyorsunuz ve bu sorunu çözüyor. Komşunuz artık partide değil. Ama asıl sorun şu ki siz de kendi partinizi kaçırıyorsunuz. Komşunuzun partiye tekrar gelmesini riske atmak istemiyor ve ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Partiye dönüp eğlenmek istiyorsunuz ama komşunuzun orada olacağı düşüncesi sizi oldukça rahatsız ediyor. Bir süre sonra bu partinin sizin için önemli olduğunu düşünerek içeri geçiyor ve kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.

Düşündüğünüz şey gerçekleşiyor ve komşunuz geri geliyor ve yine rahatsız edici oluyor. Fakat bu sefer durum farklı. Öncelikle komşunuz orada duruyor ve onu görmezden gelmeniz mümkün değil. Ama yine de siz arkadaşlarınızla vakit geçirmeye onlarla sohbet etmeye devam ediyorsunuz. Tuhaf bir şekilde komşunuz orada olmasına rağmen partinizde iyi vakit geçirebildiğinizin farkına varıyorsunuz. İlk olarak en azından kendi partinizi kaçırmıyorsunuz. İkinci olarak ondan kurtulmaya çalışmadığınız için o da daha sakin, hala rahatsız edici olsa da eskisi kadar kötü değil. Daha sonra komşunuzun daha önce hiç fark etmediğiniz özelliklerini görüyorsunuz. Örneğin keskin de olsa kendine özgü bir mizah anlayışı var ve bu birkaç arkadaşınızın hoşuna bile gitti.” Burada danışana davetsiz misafirin kendi olumsuz duygu ve düşünceleri olduğunu, onlarla mücadele ettiği zaman aslında kendi hayatını kaçırdığını ve mücadele etmek yerine onları olduğu gibi kabul ettiği zaman etkisinin zamanla azalacağı mesajı verilmektedir.

 

 

2) ‘ELLER’ METAFORU:

Eller metaforunda, bireye ellerinin olumsuz duygu ve düşüncelerini temsil ettiği söylenir ve ardından ellerini avuç içleri yukarı bakacak şekilde tutarak yavaşça yüzüne yaklaştırması istenir. Ellerini tam olarak yüzünün karşısına getirdiğinde danışandan etrafa bakması ve ne gördüğüne dikkat etmesi söylenir. Yüzünün hemen önünde duran ellerinden (yani olumsuz düşünce ve duyguları) ötürü danışan herhangi bir şey göremez ve danışman ona neyi ne kadar görebildiğini, neyi ne kadar kaçırdığını ve bu şekilde güne başlayıp yataktan kalktığını, araba kullandığını, partiye gittiğini düşünmesini ister. Daha sonra yavaşça ellerini yüzünden aşağıya doğru indirmesini ister, elleri yüzünden uzaklaştıkça yani düşünceleri ile arasına mesafe koydukça ne deneyimlediğini sorar ve ellerinin (yani düşüncelerinin) hala orada olduğunu vurgular. Böylece bilişsel ayrışmanın aslında olumsuz düşünceleri ve duyguları yok saymadan, onlardan kurtulmaya çalışmadan yalnızca bu düşünceler ile danışanın kendisi arasına mesafe koymasını sağlamak olduğunu ifade etmektedir.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA:

YEKTAŞ, Ç. KABUL VE KARARLILIK TERAPİSİ (ACT).

Russ, H. (2016). Mutluluk Tuzağı. M. Hakan Türkçapar ve K. Fatih Yavuz (Çev. Ed.). İstanbul: Litera.

Aykut, K. U. L., & Fulya, T. Ü. R. K. Kabul ve Adanmışlık Terapisi (ACT) Üzerine Bir Derleme Çalışması. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 16(29 Ekim Özel Sayısı), 1-1.

Vatan, S. (2016). Bilişsel davranışçı terapilerde üçüncü kuşak yaklaşımlar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 8(3), 190-203.

Bu yazı 307 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum