içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BOŞANMA OLGUSU VE BOŞANMA AŞAMALARI ÜZERİNE

Çiftler nasıl boşanma aşamasına gelmektedir? Çiftler boşanmanın yarattığı bilinmezlik ve öngörülemezlik ile hangi aşamada nasıl başa çıkmaktadır? Klasik aile düzeni kaderimiz midir yoksa çeşitli aşamaların ardından sağlıklı bir ayrılık ve boşanma gerçekleşebilir mi? Bu yazıda gelin hep beraber bu soruların cevaplarını ararken boşanma olgusuna yakından bakalım.

 

 

Bakıldığı zaman boşanma; en temel haliyle yasalarla oluşturulan evliliğin yine yasalar aracılığıyla bitirilmesidir. Ancak çoğu zaman yasal sürece gelinene kadar aileler büyük bir kriz döneminden geçmektedir ve psiko-sosyal, duygusal, ruhsal, ekonomik birçok sıkıntı bu süreçte kendini göstermektedir. Bu sıkıntılar tüm aile üyelerini etkilemektedir ancak çocuklar için bu geçiş döneminin etkileri daha farklıdır. Boşanma anlık bir olay değildir. Yıllar içerisinde ailede değişimler meydana gelir ve çocuklar asıl boşanmadan önceki kargaşa, şiddet ve aile yapısındaki değişimlere maruz kalırlar. Bir süreç olan ve duygusal olarak eşlerin çok yıprandıkları bu sürecin sağlıklı bir şekilde anlaşılması önem taşımaktadır. Çünkü bu kargaşa günümüzde “normatif” olarak değerlendirilen boşanma sürecinin sağlıklı bir gelişim dönemi olarak atlatılamamasına neden olmaktadır ve özellikle çocuklarda ciddi psiko-sosyal problemlere neden olmaktadır. Süreç çiftler için de kolay değildir, çiftler bazı aşamalardan geçerek boşanma kararı alırlar. Gelin hep beraber bu aşamaları inceleyelim.

 

Boşanma, sadece hukuki bağın çözülmesi olmayıp, şu boyutların her birinde gerçekleşmektedir :

1. Duygusal Boşanma

2. Hukuki boşanma

3. Ekonomik boşanma

4. Ebeveyn olarak boşanma

5. Sosyal boşanma (Hultsch&Deutsch, 1981).

 

Görüldüğü gibi hukuki boşanmaya gelene kadar eşler arasındaki duygusal birliktelik sona ermiştir. Duygusal boşanma, eşler arasındaki karşılıklı sevginin, ilginin, bağlılığın ve güvenin azalmaya ve evlilik ilişkisinin bir stres ve kaygı kaynağı olmaya başladığı aşamadır. Bu azalmaya, hayal kırıklıkları, pişmanlıklar, öfke ve üzüntü eşlik etmektedir. Duygusal boşanma süreci aslında tam olarak bir kriz sürecidir. Duygusal boşanma, 'kendiliğin ' evlilikten geri çekilmesidir (Carter &McGoldrick, 2000). Her bir eş, diğerine ve bu evliliğe yatırdığı umutları, hayalleri, planları, ve beklentileri geri çekmek zorundadır. Bu da kaybedilen için yas tutmayı ve açığa çıkacak olan incinmeler, öfkeler, suçlamalar, utançlar ile başa çıkmayı gerektirecektir. Pek çok kişi için evliliğin sonu, hayatlarının en travmatik yaşantısıdır. Buna paralel olarak, her zamanki verdiklerini aşan biçimlerde tepkiler gösterebilirler. Duyguların tekrar 'dengeye oturması' 1-3 yıl kadar bir süreyi gerektirebilmektedir. Kessler (1975) bu duygusal boşanma aşamasını 7 boyutta inceleyerek “yas” kavramının gelişimiyle paralel incelemiştir.

 

Kessler’in (1975) duygusal boşanma süreci, hayal kırıklığı aşamasıyla başlamaktadır. Hayal kırıklığı aşamasında eşler birbirleriyle ilgili sürekli olumsuz düşünmektedirler. Eşler bu dönemde birbirlerine tahammül edemeyerek birbirleriyle sürekli gizli bir savaş içindedirler.

Erozyon aşaması ikinci aşamadır ve bu aşamada ilişkiden duyulan memnuniyetsizlik açık bir şekilde ortadadır, bu aşamada cinsel problemleri de beraberinde getirir. Evlilikten alınamayan doyumun başka ilişkilerde aranması da genelde bu dönemde yaşanmaktadır. (Örn: aldatma, işkoliklik).

 

Erozyon aşaması ardından kopuş aşamasını getirmektedir. Kopuş aşamasında eşler artık hiçbir ortak aktivite yapmak istememektedir, cinsellik tamamen bitmiştir. Üstelik eşler artık birbirlerinden sıkılmakta ve aynı ortamda olmaya tahammül bile edememektedirler. Eşler arası ilginin tamamen bittiği kopuş aşamasında görülmektedir.

 

Kopuş aşamasından sonra süreci artık fiziksel ayrılık aşaması izlemektedir. Bu süreç eşlerin en zorlandığı süreçlerden birisi olarak görülmektedir. Kaygı, yalnızlık, duygusal karmaşa oldukça rahatsız edicidir çünkü birey artık hayata tek başına devam etmektedir.

 

Kopuş aşaması ardından yas aşamasını getirir, birey bu aşamada yalnızca boşanma olgusundan dolayı değil kaybettiği anıların ve duygusal kaybın acısını duymaktadır. Eş, sadece eş değil birey için aynı zamanda hayat ortağı, en yakın arkadaş, ev arkadaşı, cinsel partnerdir. Tüm bunları psişik olarak kaybeden bireyler boşanma aşamasından sonra genelde ikinci ergenlik denilen keşif dönemine geçmektedir.

 

Keşif döneminde özgürlük ve keşfetme duygusu bireylere eşlik ederken birey kendini toplum içerisinde yeniden konumlandırmaya çalışmaktadır. Bu dönemde birey yeni ilişkiler kurabilir, yeni cinsel deneyimler yaşayabilir, yeni hobiler edinebilir veya seyahate/tura çıkabilir. Bu aşamada gereğinden fazla enerjik ve arayış içerisinde olma normal karşılanmaktadır. Zaman geçtikçe bireyin, hayatındaki dengeyi yerine oturtması ve bu durumu geride bırakması beklenmektedir.

 

Son aşama olan çok çalışma aşaması ise, boşanan bireyin kimliğini ve benlik algısını sağlıklı bir şekilde yeniden inşa ettiği, öz güveninin ve öz yeterliliğinin yükseldiği, değerlerini ve önceliklerini belirlediği ve geleceğe yönelik planlarını netleştirdiği aşamadır. Bu aşamayla birlikte sağlıklı yeni duygusal ve romantik bağlanmalar yaşanabilmektedir.

 

Boşanma aşama aşama gerçekleşmekle beraber duygusal olarak da yoğun bir süreci barındırır. Öte yandan boşanma içerisinde bazı geçiş aşamalarını da barındırır. Boşanma sürecindeki üç temel geçişi Anderson ve Sabatelli (1999)

şöyle tanımlamaktadırlar :

1- Bireysel bilişsel farkındalık

2- Ailenin meta farkındalığı (metacognition)

3- Sistemik ayrışmadır.

 

Bireysel Farkındalık, aslında karar aşamasıdır. Belirsiz gelecek, acı veren kayıplar karar almayı ve bu geçiş dönemini zorlaştırırlar. Genellikle, çiftler ortaklaşa karar vererek boşanmazlar. Aralarından birinde küçük, tarifi zor bir rahatsızlık başlamıştır. Yıllarca tahammül edilen davranışlar artık kızgınlık yaratmaktadır, bazı eski alışkanlıklar artık sabırla karşılanmamaktadır. Bir erozyon başlamıştır .Rahatsız olan taraf, girişimi büyük ölçüde başlatacak olandır; diğer taraf ise nispeten bunu beklemeyendir. Süreç başladığında bu iki tarafın boşanmaya verdikleri tepkiler farklı olabilecektir. Süreci başlatan taraf daha hazırdır; çünkü onun için yas süreci başlamıştır. Diğer taraf içinse bu duruma inanamamak, inkar, öfke patlamaları ve sonra ise derin üzüntü gelecektir. Güçler bu noktada eşit değildir, terk edilen daha hassas olacaktır.

 

İkinci aşama açıklamadır Bir tarafın diğerine ayrılma isteğini açıklaması ile başlar ve zor ama belirleyici bir adımdır. Bazı çiftler için bunu dile getirmek, tekrar herşeyi gözden geçirmek için bir fırsat sunabilir, bazıları içinse ayrılık ve boşanmaya doğru net bir adım atmak anlamına gelir. Karan işiten taraf hazır değilse, reddedilme teması ile boğuşmaktadır ve olup bitene bir anlam vermeye çalış maktadır. Genelde bu aşamada, terk eden suçlu, terk edilen kızgın hissetmektedir.

 

Üçüncü aşama Sistemik ayrılma yani çekirdek ailenin çözülmesidir. Çoğu kişi için en ağır kriz noktasıdır; bir çözülme dönemidir. Eğer ayrılık birdenbire gelişmişse, bu dönemde çok ağır krizler oluşabilir. Çünkü böyle durumlar içlerinde müthiş bir reddetme ve terk etme barındırırlar. Çocuklar için de böylesi daha zordur. Belirli bir düzen içinde gerçekleşen ayrılıklar ise en az yıkımı getirenlerdir. Bu eğer öncesinde planlama ve hazırlık varsa, sınırlar iyi çekilirse bu dönem daha kolay atlatılır. Bu dönem yeni bir yapı yaratmanın zorluklarını kabulle başlar; eskiden vazgeçebilmeyi, sınırları gerektiği kadar esnek tutabilmeyi ve iletişim için çalışmayı gerektirir.

 

 

 

 

Kaynakça

Aktaş, Ö. Boşanma Nedenleri ve Boşanma Sonrasında Karşılaşılan Güçlükler. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, 2011.

Aral, N, Sağlam, M. (2012). Ebeveynleri Boşanma Sürecinde Olan Çocuklar ile Ebeveynleri ile Birlikte Yaşayan Çocukların Duygularının Cinsiyete Göre İncelenmesi. Ankara Sağlık Bilimleri Dergisi, 1 (2), 71-88. DOI: 10.1501/Asbd_0000000019

Arıkan, Ciğdem, Halkın Boşanmaya İlişkin Tutumları Araştırması, T.C. Başbakanlık Aile ve Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayınları, Ankara 1996.

Atakan, Semiha Arsoy, “Boşanma Surecinde Yanan Evreler”, Aile Yazıları 4, T.C. Başbakanlık Aile ve Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayınları, Ankara 1991.

Aydoğan Candan, S. 12-14 Yaşlarında Bulunan Boşanmış ve Boşanmamış Aile Çocuklarının Yalnızlık Suçluluk ve Utanç Düzeylerinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İnönü Üniversitesi, 2019.

Bars, B. Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Travmatik Etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Üsküdar Üniversitesi, 2019.

Bilici, A. (2014). Boşanma Sürecinin Çocuklar Üzerindeki Psiko-Sosyal Etkileri. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 18 (2), 79-110. DOI: 10.18505/cuifd.254667

Demir Tek, G. Ebeveynleri Boşanmış ve Boşanma Sürecinde Olan 9-12 Yaş Arasındaki Çocukların, Boşanmaya Uyum ve Depresyon Düzeylerinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, 2019.

Ekşi A. Çocuğun Ruhsal Gelişiminde Annenin Önemi, Anneden Ayrılığa Tepkiler. Ben Hasta Değilim, Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü. 2. Baskı. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2011. p.38-53.

Erdim, L (2016). Boşanmanın Ebeveyn ve Çocuk Üzerindekileri Etkileri. Sağlık Bilimleri ve Meslekleri Dergisi, 3(1):78DOI:10.17681/hsp.13621

Geniş, M, Toker, B, Şakiroğlu, M. (2019). Boşanmanın Çocuklara Etkisi, Çocuğa Söylenmesi ve Ebeveyn Yabancılaşması Derleme Çalışması. Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi.

Korkut, Y. (2012). Bir Geçiş Krizi Olarak Boşanma. Psikoloji Çalışmaları, 23 (0), 99-112.

 

Bu yazı 200 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum