içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

FOBİLER

Fobi, herhangi bir tehlike arz etmeyen durumlar veya objeler karşısında açığa çıkankorku duygusudur. Çok sık görülen anksiyete türlerinden biri olan fobi; Yunancada kaçış, panik, dehşet anlamlarına gelen “phobos” sözcüğünden türetilmiştir. Bu terimin tanımlanmasını 1700 yılında Locke yapmıştır. Fobilerin psikodinamiğini ise 1909 yılında "Beş Yaşındaki Bir Çocuğun Fobisinin Analizi" isimli çalışmasıyla Freud açıklamıştır.

 

 

Gerçek bir tehlike karşısında duyulan korku ve fobi niteliğindeki korkular arasında fark vardır. bunun ayrımını iyi yapmak gerekmektedir. Bunu bir örnekle somutlaştıralım; tren kazalarının çok sık yaşandığı bir dönemi baz alırsak, ulaşım aracı olarak treni tercih edenler korkup ürkebilirler. Bu durumdaki korku normaldir. Ancak başka bir konu hakkında duyulan kaygının yön değiştirmesiyle meydana gelen gerçek bir tren fobisi ilk durumdan farklıdır. Bunun yanında gerçek bir fobi ve panofobi (yalancı fobiler) arasındaki farkı da bilmek önemlidir. Panofobide kişi birden çok nesne, durum ya da genellikle değişiklikten korkmaktadır. Gerçek fobi ise daha spesifiktir. Örneğin; hayvanlara karşı, sokağa çıkmaya ya da kalabalık karşısına çıkmaya karşı duyulan korkudur.

 

 

Fobilerin sınıflandırması ve türlerine bakacak olursak;

 

DSM-II’defobilerde bir ayrıştırmaya gidilmemiştir. Fobilerin hepsi “fobik nevrozlar” adlı bir çatı altında toplanmıştır. DSM-III’de ise 3 başlık altında değerlendirilmiştir. Bunlar; agorafobi, basit fobi ve sosyal fobidir. DSM IV-TR’de yapılan sınıflandırmada değişikliğe gidilmemiş ancak özgül fobi adlı yeni bir kavram bu sınıflandırılmaya dahil edilmiştir. Son olarak yayınlanan DSM-V sınıflandırması; agorafobi, özgül fobi, toplumsal kaygı bozukluğu şeklindedir.

 

 

Agorafobi, halk arasında “alan/ açık alan korkusu” olarak bilinmektedir. Ancak günümüzde ev-yakın çevre gibi güvenli olarak kabul gören ortamlardan uzaklaşmayla beraber ortaya çıkan korku olarak tanımlanmaktadır. Yani daha kapsayıcı bir anlamda kullanılmaktadır. Diğer fobilere kıyasla kişide çaresizlik durumunun en çok yaşandığı türdür. Agorafobiklerin bir süre sonra eve bağımlı hale geldiğini söylemek mümkündür. Bunun nedeni açık alana çıkmaktan ve güvenli alandan uzaklaşmaktan korkmaktır. Çünkü güvenli olarak kabul edilen alandan uzaklaşmak kişide kaygı yaratır. Yoğun kaygı ve buna bağlı olarak korku duygusunu yaşamak istemeyen agorafobikler, güvenli alandan çıkmamak isteyeceklerdir. 

 

 

Özgül fobi, kişinin belirli bir nesne ya da durumla karşılaşmasıyla meydana gelen mantıkdışı korku olarak tanımlanmaktadır. Bir uyaranın kişide oluşturacağı korku ve kaçınma tepkisi aşağı yukarı tahmin edilebilir. Ancak özgül fobide duyulan korku duygusu ve gösterilen kaçınma tepkisi orantısızdır ve aşırıdır. Özgül fobide uyarıcının kendisinden veya meydana getireceği kötü sonuçlardan korkulmaktadır. Ve tüm bunlar gündelik hayatın olumsuz olarak etkilenmesine neden olmaktadır. Kişinin koktuğu uyarıcı veya nesnenin çeşidine göre farklı tiplerde ele alınmaktadır. Örneğin korkulan nesne kedi, köpek, böcek, örümcek vb. hayvanlarsa; hayvan tipidir. Uçuş, araba kullanma, tünel, kapalı alana girme durumlarında; durumsal tip olarak adlandırılmaktadır. Boğulma, kusma, yüksek ses, kostümlü karakterlerden korkma durumları ise sınıflandırılamayan alt tiplerdir. Fırtına, su, yükseklik gibi doğal oluşumlar korkuyu tetikliyorsa buna doğal çevre tipi fobi denmektedir. Bunlarla beraber birkaç tip daha saymak mümkündür.

 

 

Toplumsal kaygı bozukluğu(sosyal fobi): Kişi başkalarının bulunduğu bir ortama girdiğinde tedirgin olmaktadır. Örneğin davet, kafe ..vs. Bu ortamlarda kişi yanlış bir şey söylemekten veya yapmaktan ve yaşadığı kaygının diğerleri tarafından anlaşılmasından korkmaktadır. Bu durum süreklilik arz etmektedir. Yabancı insanların ve kalabalık ortamın içerisine girildiğinde kendini göstermektedir. Sosyal fobisi olan biri, bu ortamlara girmekten kaçınmaktadır. Ortada kaygılanacak bir şey olmasa da kişi çok fazla kaygılanmaktadır. Ve bu durum sosyal hayatı olumsuz yönde etkilemektedir.

 

 

Fobilerle ilgili birkaç şey daha eklemek isterim. Yapılan araştırmalarda ya da kuramcıların çalışmalarında, korkunun daha çok çevresel temelli olduğu kabul edilmektedir. Mesela bir bebek yılandan korkmaz. Ancak çevresindeki kişiler ve ebeveynleri yılanı gördüklerinde korkma tepkisi gösterir, çığlık atar, bebeği ortamdan uzaklaştırmaya çalışır. Bebek de onları izlediği için doğal olarak burada öğrenme başlar. Watson tarafından yapılan bir deneyde de (Küçük Albert Deneyi) korkuların sonradan öğrenildiği kanıtlanmıştır. Korkuların sonradan öğrenildiği ve bu deneyimlerin daha çok küçük yaşlarda edinildiği göz önünde bulundurulsa; ebeveynlerin bilinçli ve dikkatli olması gereklidir. Bebek ve çocuk bakımı, onlara yaklaşım gibi konularda gerek kitaplardan gerekse uzmanlardan yardım almakta fayda olacaktır. Çünkü ileriki yaşlarda ortaya çıkan çoğu olumsuz durumun/psikolojik sorunun temelinde çocukluk yaşantıları vardır.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Aydin, O., Çöldür, E. Ö., & Aydemir, Ö. (2017). DSM-5 Agorafobi Ölçegi Türkçe Formunun geçerliligi ve güvenilirligi. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 18, 24.

Geçtan, E. (1997). Psikodinamik Psikiyatri ve Normal Dışı Davranışlar.(13. Baskı) İstanbul: Remzi Kitabevi.

Gök, M.(2020). Kadınların İş Yerindeki Çalışma Saatlerine Göre Depresyon Ve Anksiyete Düzeylerinin İncelenmesi.(Master Tezi, Yakın Doğu Üniersitesi)

Haspolat, N. K. (2016). Üniversite öğrencilerinde beden imajı benlik saygısı ve sosyal fobinin incelenmesi (Master'sthesis, Erzincan Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Işıklı, S., Baran, Z., & Aslan, S. (2019). Özgül fobilerde sanal gerçeklik teknolojisi uygulamaları ile tedaviye yardımcı araç geliştirme: Bir etkililik çalışması. Klinik Psikiyatri Dergisi, 22(3).

 

Bu yazı 243 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum