içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

''BİR RÜYA İÇİN AĞIT'' FİLMİNDE BAĞIMLILIK VE BAĞLANMA STİLLERİ ÜZERİNDEN KARAKTER ANALİZİ

27 Ekim 2000 yılında yayımlanmaya başlanan Dram, suç türünde Bir rüya için ağıt diğer adıyla Requiem for a Dream bir grup insanın bağımlılığı uğruna aklını, bedenini ve ruhunu yavaş yavaş kaybetmesini, dört ayrı bağımlılığı ele alınmaktadır. 1978 tarihli Hubert Selby Jr.'ün romanından, 2000 yılında sinemaya uyarlanmıştır. Yönetmenliğini Darren Aronofsky'nin yapmıştır ve başrollerini Ellen Burstyn, Jennifer Connelly, Marlon Wayans ve Jared Leto'nun paylaşmıştır.

 

 

Film Harry,  Sara, Marion ve Tyrone’nun kurduğu hayallerin, görmek istedikleri rüyanın bağımlılık yüzünden kabusa dönmesini ele alır ve adı da buradan gelir. Film oldukça ağır bir Psikolojik gerilim filmidir. İzledikten sonra kişide aynı ruh hali yer alamaz.

 

 

            Filmde işlenen en bariz ve somut konulardan birisi bağımlılıktır. Bağımlılık deyince akla gelen ilk şey kafein ve madde bağımlılığından ziyade ‘‘Bireyle nesnesi arasında kurulan ve bir süre sonra bireyin özerkliğini ve özgürlüğünü ortadan kaldıran süreç’’ olmalıdır. Filmde yer alan teknoloji, eroin, yeme bağımlılığı, kokain ve diyet hapları bağımlılıkları da bunu göstermektedir. Film, Harry,  Sara, Marion ve Tyrone arasında geçen bağımlılığı ele alır. Harry, Marion ve Tyrone madde bağımlılığına sahipken; Sara ise televizyon bağımlılığı ve diyet hapı bağımlılığına sahiptir.

 

 

Film aile içinde bağımlılık, arkadaşlık içerisinde bağımlılık ve romantik ilişkilerde bağımlılık başlıklarını ele aldığı için bağımlılık konusuna çok boyutluluk kazandırmıştır. Ayrıca aynı anda birkaç farklı bağımlılıktan bahsetmesi ve bağımlılığın tüketim kültürü arasındaki ilişkiye değinmesi de önemli bir diğer noktadır.

 

 

Madde bağımlısı olan Harry, madde bulamadığında ve parasız kaldığında her fırsatta annesine ait olan televizyonu satmakta ve sattıktan sonra bununla madde almaktadır. Bu süreçte madde kullanımı halüsinasyon görecek kadar değildir, zarar verecek bir durum yoktur. Ancak ilerleyen süreçte kız arkadaşı ile kalmaya başladıktan sonra madde kullanımı artmış ve halüsinasyon görmesi artmıştır. Aynı durum Harry yanından ayrıldıktan sonra tek başına kalan ve diyet hapları ile televizyon bağımlılığı devam eden Sara (Harry’in annesi) için de geçerlidir. Diyet haplarının kullanımı artıktan sonra ona sürekli içine girmek istediği kırmızı elbisenin içine girmek ve hayal ettiği programa katılmasıyla ilgili halüsinasyonlar görmektedir.

 

 

Bir rüya için ağı denilince aklımıza her ne kadar bağımlılık gelse de benim yazımda vurgulamak istediğim kısım filmde yer alan kişilerin karakter analizi ve bağlanma stilleri. Bunlardan özellikle bağlanma stilleri açıkça işlenmesine rağmen ‘Bağımlılık’ teması ağır bastığı için fark edilmesi zordur.

 

 

Karakter analizi bu filmde önemli bir yer edinir. Bu yüzden karakterleri tek tek ele alıp durumunu genel olarak anlatacağım ve bağlanma stillerine değineceğim

 

 

MARİON: Marion karakterine dikkat edersek, ‘‘Kolaj’’ tekniğini kullandığını görürüz. (Dergi ve gazetedeki resimlerle yeni resimler ve yazılar üretilmesi) Kolaj tekniği hem iyileştirici hem de görselliği kullanarak bireyin kendini ifade etmesini sağlayan bir tekniktir. Kolaj tekniğini kullanma sebebi ve genel olarak madde bağımlısı bireyler hakkında şunları söyleyebilirim: Madde bağımlısı bireyler her şeyden vazgeçmişlerdir. Onlar için önemli olan kişiler de onlardan vazgeçmişlerdir. Artık onların çevreleri kendileri gibi olan insanlarla doludur. Alışkanlıklarından vazgeçtiklerinde yapayalnız kalırlar çünkü arkadaşlık kurmasını bilmezler. Madde bağımlısı olmak, kişiyi esas sorununu çözmekten alıkoyar. Marion için de bu geçeridir. Marion varlıklı bir ailenin çocuğu olmasına rağmen sevgisiz büyümüştür. Bu sebeple maddi olarak her istediğini alsa da duygusal olarak bir boşluk hissetmektedir. Bunu da madde ile doldurmaya ve doyurmaya çalışmaktadır. Ancak ilerleyen süreçte madde bağımlılığına dönüşmüştür. İlerleyen süreçte de benliğini kaybedecek ve maddeye olan yoksunluğunu fuhuş da dahil her yolla ortadan kaldırmak isteyecektir. Marion’un ailesi ve Harry ile olan ilişkisini incelediğimiz zaman Kaçıngan bağlanmaya sahip olduğunu görmekteyiz. Kaçıngan Bağlanmış çocuklar, bakım veren kişiyi yok sayma eğilimindedirler. Kaçıngan Bağlanmış çocuklar, bakım veren kişiler tarafından istismar edilmiş (duygusal, fiziksel vb.) olabilmekte veya ihtiyaçları göz ardı edilmiş olabilmektedir. Bu ihtiyaçlar tabii ki sadece fiziksel ihtiyaçlar değildir; ilişki kurmaya yönelik temas, birlikte vakit geçirme gibi duygusal-sosyal ihtiyaçları da kapsar. Çocuk, bakım veren kişinin tepkilerine karşı dirençli olduğunu ve onu cezalandırdığını düşündüğünden ilerleyen yaşlarında yardım-destek isteme davranışını göstermekten kaçınırlar. Kaçıngan Bağlanmış çocuklar, yetişkinlik hayatlarında yakın ilişki kurmakta bir hayli zorlanırlar. İlişkilerine duygusal yatırım yapmaktan kaçınır ve ayrılık olduğunda olumsuz duyguları çok az hissederler. Ayrıca yakınlarını zor zamanlarında tam anlamıyla desteklemekte, duygularını ve düşüncelerini partnerine ifade etmede güçlük yaşar. Bu durumun Marion’da da olduğunu görmekteyiz. Annesi ve babası maddi olarak onun her imkanını karşılamış ama bakım vermek, ilgi ve sevgi göstermek, onunla vakit geçirmek anlamında büyük bir istismar ve boşluk vardır. Ve ailesini filmin hiçbir sahnesinde görmeyiz. Çünkü kaçıngan bağlanan insanlar ebeveynlerinden, bakım verenlerinden yardım almazlar.

 

 

SARA: Sara eşini kaybetmiş ve oğlu Harry ile yaşayan bir ev hanımıdır. Eşi öldükten ve oğlu madde bağımlısı olduktan sonra iyice yalnızlaşan Sara kendini eskisi gibi önemli ve değerli hissetmek için bir televizyon programına katılmayı çok istemektedir.  Günün büyük bir bölümünü bu programı izlerken harcamaktadır. Şuan ve burada’dan uzaklaşmış ve eşiyle mutlu anlarının bir yansıması olan ve kendisi için artık bir psikolojik nesne haline gelen kırmızı elbiseyi giymeyi hayal etmektedir. Kırmızı elbise onun için dünü ile bugünü arasındaki bir bağdır, köprüdür. Bu durumlar zamanla Sara da televizyon bağımlılığının olmasına sebep olmuştur.  Sara ve oğlu arasındaki ilişkiyi incelersek Sara’da Karışık bağlanma olduğu görülmektedir. Bu tip insanlar bakım veren kişilerin hem huzur hem de korku duygusunu karışık olarak ilettiğinden bahseder. Buna bağlı olarak çocuğun hem bakım veren kişiden korkması ama aynı zamanda onu sakinleştirmesi karışık bağlanmaya neden olabilir. Sara’da da bu durum vardır. Hem Harry’den korkmaktadır hem de onu her gördüğünde çok sevinmektedir.

 

 

HARRY: Harry, eşini kaybettikten sonra iyice yalnızlaşıp kendini televizyon ekranından ayırmayan ve eşinin yokluğunu ekrandaki sahte mutluluklarla doldurmaya çalışan annesi yüzünden sevgisiz kalmış ve hızlı mutluluklara yönelmiş ve kendini madde bağımlısı olarak bulmuştur. Annesini seven bir çocuktur. Ancak madde bağımlılığı ilerledikçe veya yoksun kaldıkça tek arayışı madde bulmak olduğundan annesine karşı kötü davrandığı zamanlar olmuştur. Ve bunu telafi etmek için annesine televizyon alıp yaptığı hatayı telafi etmeye çalışmıştır. Ayrıca içinde kaldığı sevgisizliği kız arkadaşı ve madde ile doyurmaya çalışmıştır. Onun için en değerli şey Marion ve uyuşturucudur. Harry’i ve annesinin arasındaki ilişkiyi incelediğimiz zaman, Harry’in Kaygılı bağlanma türüne sahip olduğunu görmekteyiz. Harry samimiyete, sevgiye ihtiyaç duymaktadır. Çocuk zaman zaman yetişkine ulaşabilirken bazı zamanlarda kişi meşgul olur ve çocuk ile ilgilenmez. Kaygılı-Kararsız Bağlanmış çocuklar bağlandıkları kişi ile hem çok yakın ilişki kurmak ister hem de temasa-ilişkiye karşı dirençlilerdir. Harryde de bu durum vardır. Annesini çok sevmektedir ama onunla yakınlaşamamaktadır.

 

 

TYRONE: Tyrone, annesine bağımlı bir çocuk geçirmiş ve halen de bu durum bazı etkileri görülmektedir. Tyrone’nin istediği, bir gün başarılı olup annesini memnun etmektir… Annesi artık hayatta olmasa da sürekli annesinin anılarını hatırlamaktadır. Polislere yakalanıp hapse atıldığında da cenin pozisyonunu alması annesine olan sevgi ihtiyacını ve savunmasızlığını göstermektedir.  Tyrone’nin annesi ile olan anılarını hatırladığındaki ilişkiyi incelersek kendisinde ‘‘Saplantılı Bağlanma’’ stili olduğunu fark ederiz. Bu tip kişiler kendilerini değersiz görürler ve sevmeye layık hissetmezler. Başkalarının onayına muhtaçtırlar. Tyrone’de de bu görülmektedir. Annesi her seferinde onu sevdiğini söylemesine rağmen o buna layık olduğunu ve kendini ispatlama savaşına girmektedir.

 

 

Karakterlere genel olarak bakınca hepsinin bir sevgi ihtiyacı olduğunu ve Filmdeki karakterlerin bağımlılıkları, aslında kimliklerini devam ettirmek için süregelen bir adaptasyon savaşından ibaret olduğunu fark ederiz.  Bu adaptasyon savaşının en güzel örneği ise Marion’da görülmektedir.

 

 

Filmin son sahnesinde yer alan ve oyuncuların anne karnındaki güvenli ortamdaki cenin pozisyonunu alması bireylerin fiziksel ve psikolojik olarak ne kadar zarar gördüklerini ve eski hallerine (Güvenli) dönmek istediklerini gözler önüne sermektedir.

Bu yazı 485 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum