içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DUYGUSAL OKURYAZARLIK

Geçmişten günümüze insanlar hayatlarının pek çok anında farkında olarak ya da olmayarak duygularının yönlendirmesiyle düşünmüşler veya harekete geçmişlerdir. Özellikle birey tarafından farkındalığı ve kontrolü sağlanmadığı takdirde bu duygular istenmeyen birçok duruma yol açabilmektedirler. Alemdar’a (2014) göre hayat koşullarına en iyi şekilde uyum sağlamak adına kişi tarafından kullanılan senkronize, amaca dönük ve uyarıcı nitelik taşıyan hisler bütününe duygu denilmektedir. Tanımdan yola çıkarak duygular bireyin kaliteli bir hayat yaşaması, kendisiyle ve çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve örseleyici bir olay sonrası aldığı psikolojik hasarı iyileştirebilmesi için büyük önem arz etmektedir. Maboçoğlu’na (2006) göre çağımızda önemli olan duyguları fark edebilmek, onları anlayabilmek ve onların gücünden en iyi şekilde yararlanabilmektir(Akt., Alemdar,2014). İnsanların sahip oldukları duyguları işlevsel bir şekilde kullanabilmeleri duygusal okuryazarlık kavramını doğurmuştur. Okuryazarlık kavramı insanların okuma ve yazma bilme durumlarını nitelemede kullanılırken,  bu kavram duyguları bilme ve anlama durumlarını nitelemek için de duygusal okuryazarlık biçiminde kullanılabilir.

 

 

Duygusal okuryazarlık kavramı ilk kez Claude Steiner tarafından kullanılmıştır. Steiner’e göre duygusal okuryazarlık “kişinin duygularını bilmesi ve bu bilgiyi kişisel bir güç olarak kendisinin ve diğerlerinin yaşam kalitesini geliştirecek şekilde kullanabilme becerisidir”(Akt.,Bozkurt-Yükçü,2017). Duygusal okuryazarlık, duyguları anlamlandırabilmeyi ve duygusal hayatın temeli için duyguları işlevsel bir şekilde kullanmayı sağlar. Steiner duygusal okuryazarlık becerisini birey için bir güç olarak görür. Örneğin birey duygusal okuryazarlık becerileri sayesinde kendi duygularını, bu duyguları neden, nasıl yaşadığını anlayabilir ve duygularını sağlıklı bir şekilde ifade edebilir (Kandemir ve Dündar,2008). Ancak duygusal okuryazarlık sadece bireye dönük bir beceri değildir. Yani duygusal okuryazarlık becerisi yüksek olan bireyler karşısındaki insanın duygularını da anlar ve bu şekilde daha sağlıklı bir ilişki yürütebilir. Steiner’a göre ise duygusal okuryazarlığın bileşenleri (Steiner,2003):

 

 

1- Kendi Duygularını Bilmek/ Duygusal Farkındalık

Duygusal farkındalık; bir olaya, duruma, kişiye ve kişinin kendisine yönelik gerçek hislerini bilmesidir. Pek çok insan sevgi, utanç veya gurur duygularını tanımlayamaz ve bu tanımlanmamış duyguların neden tetiklendiğini söyleyemez. Bu insanlardan duyguları, hoş, sert veya ezici olarak kategorize edilmeleri istense bile, duygularının ne kadar güçlü olduğunu söyleyemezler. Duygularının adını söyleyemeyen ve nedenlerini anlayamayan insan, yaşadığı duyguların kendisini ve çevresindekileri ne kadar etkilediğini söyleyemez(Steiner,2003).

 

 

2- Empatik Olma

Empatik olma diğerlerinin duygularını fark edebilmektir. Bununla birlikte diğer insanların duygularının altında yatan nedenleri anlayabilmektir. Yani diğer insanları hissedebilmektir. Çoğu insan başkalarının ne hissettiğine dair belirgin olmayan düşüncelere sahiptir. Empatik olunduğunda, insanların duyguları içimizde yankılanır (Steiner,2003). Bu duyguların ne olduğunu, ne kadar güçlü olduklarını ve onlara neyin sebep olduğunu sezgisel olarak hissedebilmektir (Steiner,2003).

 

 

3- Duyguları Kontrol Etmeyi Öğrenmek

Duygularımızı ve başkalarının duygularını bilmek duygusal okuryazar olmak için yeterli değildir. Duygusal ifadenin veya eksikliğinin diğer insanları ne zaman ve nasıl etkilediğini bilmek gerekir. Umut, sevgi ve sevinç gibi işlevsel duyguları söyleyebilmeyi öğrenmek gerekmektedir. Öfke, korku veya suçluluk gibi işlevsel olmayan duyguları ise zararsız ve üretken bir şekilde nasıl ifade edilebileceğini veya ifade etmeyi daha iyi bir zamana ertelemeyi bilmek gerekmektedir (Steiner,2003).

 

 

4- Duygusal Hasarları Tamir Etmek

İnsan olarak herkes duygusal hatalar yapabilir ve başkalarını incitebilir. Önemli olan bu hataları düzeltebilmek için adım atmaktır. Ama bu nadiren yapılır. Hataları “halının altına süpürmek” daha çok tercih edilir (Steiner,2003). Yapılan yanlış davranışları tanımayı ve nasıl düzeltilebileceğini öğrenmek duygusal okuryazarlık becerisine sahip olabilmek için önemli bir gerekliliktir (Steiner,2003). 

 

 

5- Bunların Hepsini Bir Araya Getirebilmek

Steiner’a (2003) göre gereken beceriler öğrenilirse “duygusal etkileşim” denilen bir beceri geliştirilir. Bu beceri insanın çevresindeki insanların duygularını, duygusal durumlarını algılayarak ve onlarla nasıl etkili bir şekilde etkileşime girebileceğini anlaması açısından çok önemlidir.

 

 

Duygusal okuryazarlık becerisi yüksek olan bireyler kendi duygusal hasarlarını iyileştirmek konusunda daha işlevseldirler. Örneğin son günlerde gündemde olan COVID-19 (Koronavirüs) vakaları artışı ve virüsün bulaşmaması için alınan fiziksel mesafe tedbirleri çoğu insan da yaşamlarının tehdit altında olduğu düşüncesine neden olmaktadır. Bu durum kaygı, korku gibi duyguların yaşanmasına sebep olabilir. Ancak bir kısım insan bu duygularını fark etmeden sadece bu duyguların ortaya çıkardığı bedensel belirtilerden ve zihinlerini meşgul eden düşüncelerden yakınmaktadırlar. Diğer kısım ise kaygısının ve korkusunun farkındadır ancak nasıl baş edeceğini bilmemektedir. Hâlbuki duygusal okuryazarlık becerisi yüksek olan bireyler duygularını fark ederler, bu duyguları neden ve nasıl yaşadıklarını anlarlar ve daha sağlıklı tepkiler verebilmek ve daha sağlıklı düşünebilmek için duygularını düzenlemeyi bilirler. Yoğunluğu yüksek duyguları kontrol edebilmek bireye öz-bilinç, öz- kontrol, öz- düzenleme gibi beceriler kazandırır. Kendi davranışlarını kontrol edebildiğini gören ve böylece olaylara uygun tepkiler veren birey etkili sonuçlar alacağı beklentisine girer (Özoğlu ve Yüksel, 2018). Bu şekilde duygusal okuryazarlık bireyin isteğini artırıcı yönde de katkı sağlar. Duygusal okuryazarlık becerisi yüksek kişilerin gösterdiği bu özellikler birçok psikolojik danışma sürecinin de hedefleri arasındadır.

 

 

 

 

KAYNAKÇA

         

Alemdar, M.(2014). Ortaöğretim öğrencilerinin duygusal okuryazarlık beceri düzeylerinin belirlenmesi. Eskişehir OsmangaziÜniversitesi, Eskişehir.

 

 

          Bozkurt-Yükçü, Ş.(2017). Bağımsız anaokullarına devam eden çocukların duygu düzenleme ve sosyal problem çözme becerileri ile ebeveynlerinin duygusal okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Hacettepe Üniversitesi, Ankara.

 

 

          Kandemir, M. ve Dündar, H.(2008).Duygusal okuryazarlık ve duygusal okuryazar öğrenme ortamları. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi,16,84-90.

 

 

          Özoğlu, E. B.ve Yüksel, M.(2016). Dehb tanısı almış 9-10 yaş grubu öğrencilerine uygulanan duygusal okur-yazarlık programının duygusal zekâ ve dikkat becerisi düzeyleri üzerindeki etkisi. Marmara üniversitesi Atatürk eğitim fakültesi eğitim bilimleri dergisi,141-156.

 

 

          Steiner, C.(2003). Emotional literacy: Intelligence with a heart. https://dgek.de/wp-content/uploads/2015/09/Steiner-Emotional-Literacy.pdf adresinden alınmıştır.

Bu yazı 354 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum