içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

NEDİR BU ÖZ ŞEFKAT?

Küçük yaşlardan itibaren, başka insanlar için nasıl iyi bir arkadaş olunacağını öğreniriz. Anaokulunda ya da yuvalarda bize paylaşmak, işbirliği yapmak ve birlikte oynamak öğretiliyor. Olumsuz söz ya da davranışlar uyarılıyor. Sonuç olarak, altın kurala uymayı öğrenerek büyürüz: "Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, başkalarına da öyle davranın."

 

 

Buna karşılık, çoğumuz, kendimizle nasıl arkadaş olacağımız konusunda hiçbir rehberlik almıyoruz. Aslında, kendimize nezaketle davranmanın ne anlama geldiğine dair düşünmüyoruz. Muhtemelen, kendimize karşı nazik olmanın, kendine düşkünlük, tembellik veya zayıflık olduğuna inanmaya başlamışızdır. 

 

 

Örneğin, insanlar genellikle kendi bedenlerini, iş performanslarını veya ebeveynlik yeteneklerini, başkalarına asla uygulamadıkları standartlara göre yargılarlar. Pek çok insan, kendilerine, normalde arkadaşlarına veya aile üyelerine ve hatta hoşlanmadıkları kişilere dahi asla söylemeye cesaret edemeyecekleri isimler yakıştırırlar.

 

 

Öz-şefkat, kendinize de, sevdiklerinize davrandığınız aynı nezaket ve anlayışla davranmayı içerir. Merhametin bir başkasının acısını fark etmekle başladığı gibi, öz-şefkat de kendi çektiğiniz acıyı fark etmenizle başlar.

 

 

Öz-şefkat kişinin kendiyle iyi bir dost olması becerisidir. Bunun ne demek olduğunu anlayabilmek için zor bir zamandan geçerken kendinize nasıl davrandığınızla zor bir zamandan geçen bir sevdiğinize nasıl davrandığınızı karşılaştırmak yerinde olur.

 

 

Öz-şefkat yalnızca acıyı fark etmek değildir. Şefkat bir davranıştır ve eylem içerir. Acının yatıştırılması ile ilgili bir şey yapma motivasyonu da içerir. ‘’Bunu deneyimlerken, şu anda neye ihtiyacım var?’’ sorusundan anlaşılacağı gibi, öz-şefkat zihnimizi eğitmekten çok daha fazlasıdır, aynı zamanda davranışsal bir bileşene sahiptir.

 

 

Öz-şefkati tek bir soruyor indirgememiz istenseydi, bu soru ‘’Bu zor anda kendime nasıl destek olabilirim?’’ olurdu.

 

ÖZ-ŞEFKATİN YARARLARI

 

Öz-şefkatin yararlarına kısa bir örnekle başlamak istiyorum.

 

 

Matematikte başarısız not alan bir çocuğun okuldan üzgün bir şekilde eve döndüğünü hayal edin. Ebeveynlerden biri buna, hayal kırıklığı, öfke ve hatta utanç ifadesi içeren sert eleştirilerle yanıt verebilir. Çocuğa bağırabilir ve zekâsını sorgulayabilir. Bunun sonucunda çocuk kısa bir süre için daha çok çalışabilir. Ancak zamanla, çocuk depresyona girebilir hatta matematiği tamamen bırakabilir, çünkü tekrar başarısız olmasının sonuçları çok ağırdır, bunu fark etmiştir. Bu duruma alternatif olarak, bir ebeveyn çocuğa şefkatle karşılık verebilir, çocuğun hayal kırıklığı duygularını fark edip, onaylayabilir (örneğin, 'Ne kadar üzgün olduğunu görebiliyorum. Bu gerçekten zor olmalı.’); ona herkesin ara sıra mücadele etmesi gereken zamanlar yaşadığını hatırlatabilir ve dengeli bakış açısını korumasına yardımcı olabilir. (Örneğin, 'Önünde hala çok sayıda sınav var. Bundan sonraki için kendini yeterli ve hazır hissetmeni nasıl sağlayabileceğimizi birlikte düşünelim').

 

 

Merhametli yanıtın, düşük test notuna göz yumma içermediğini bilmelisiniz. Bunun yerine, çocuğun hatalarıyla yüzleşebileceği, güvenli ve besleyici bir ortam oluşturmayı içerir. Böylece çocuk hem kendini desteklenmiş hissedecek hem de uzun vadede motivasyonunu koruyabilecektir. Çünkü hata yapsa dahi ailesinin yanında olduğunu ve hatalarını düzeltmesi için onu destekleyeceklerini bilir.

 

 

Son yıllarda öz şefkat üzerine yapılan çok sayıda araştırmanın sonucuna göre kendimize şefkat göstermemiz aşağıdaki olumlu durumlarla bağlantılıdır:

 

 

  • Mutluluk
  • Yaşamdan tatmin olma
  • Motivasyon
  • Sağlıklı yaşam tarzı seçimleri
  • Kişiler arası iyi ilişkiler
  • Daha az depresyon, kaygı ve stres
  • Daha az mükemmeliyetçilik

 

 

Öz-şefkat, zorluklar karşısında dirençli olmanıza yardımcı olabilecek güçlü bir motivasyon aracıdır.

 

KENDİMİZE ŞEFKAT GÖSTERİRKEN NEYİ HATIRLAYACAĞIZ?

 

1. Kendimize sevecen davranma – Kendimin en iyi arkadaşıyım.

 

 

Kendimizi acımasızca yargılamak yerine kendimize sevecen davranmamız öz şefkatin ilk öğesidir. İşlerimiz yolunda gitmediğinde iç sesimizin “Bunu da beceremedin” gibi yargılayıcı, eleştirel sözleri yerine iyi bir arkadaşımıza söyleyeceğimiz gibi “Üzülme, yanındayım” diyerek kendimize sevecen davranmamız, zorluklarla başa çıkma direncimizi arttırır.

 

 

2. Paylaşımların bilincinde olma – Hatasız kul olmaz.

 

 

Hepimiz insanız ve bütün insanların ortak özelliği hata yapmalarıdır. Hiçbirimizin kusursuz bir hayatı yoktur ve hiçbirimiz kusursuz değiliz. Hata yaptığımızda “Bu normal değil, başarısız olmam doğru değil” deriz ve kendimizi dünyanın geri kalanından izole olmuş hissederiz. Oysa bu herkesin paylaştığı insani bir deneyimdir. Her ne yaşıyorsak bu herkesin başına gelebilir ve gelmiştir. Diğerlerinden ayrı değil, aksine onlarla aynıyız.

 

 

Kusursuz olmayışımız tam da bizi diğer insanlara bağlayan şeydir.

 

 

3. Bilinçli farkındalık – Kişisel deneyimimi fark ediyorum.

 

 

Bilinçli farkındalık (Mindfulness), şimdi ve şu anda olmak, deneyimimizi fark etmektir. Çoğu zaman kendi acımızın farkında olmayız, özellikle de bu acı bizim kendi kendimizi acımasızca eleştirmemizden doğuyorsa. Kendimize şefkatli olabilmemiz, acı çektiğimiz gerçeğini görmekten ve kabul etmekten geçer. Acımasız eleştirilerle kendimize neler yaptığımızın farkına vardığımızda, ihtiyacımız olan şefkati de kendimize verebiliriz.

 

 

ÖZ ŞEFKATİN FİZYOLOJİK ETKİSİ NEDİR?

 

 

Kendimizi Eleştirdiğimizde Motivasyonumuz Düşer

 

 

Genellikle kendimizi başkalarıyla kıyaslar ve hatalarımızda kendimizi acımasızca yargılarız. Peki bunu yaptığımızda bedenimizde neler olur?

 

 

Kendimizi eleştirdiğimizde bedenimizin kendini tehlikeden savunma sistemini kullanmaya başlarız. Bu sistem devreye girer çünkü fiziksel bütünlüğümüze tehdit olduğunda adrenalin ve stres hormonu olarak bilinen kortizol salgılarız, savaş veya kaç tepkisine hazırlanırız. Bu sistem bedenimizi hedef alan tehditler için gelişmiştir. Ama modern zamanlarda tehdit genellikle bedenimize değil, benlik algımızadır. Böylece kendimizle ilgili beğenmediğimiz bir şeyi, bir eksikliğimiz olduğunu düşündüğümüzde, kendimizi tehdit altında hissederiz. Ve soruna saldırırız: Yani kendimize saldırırız.

 

 

Kendimizi eleştirdiğimizde bu sorun ikiye katlanır çünkü aynı anda hem saldırgan hem de saldırıya uğrayan oluruz. Böylece öz eleştiriyle çok miktarda kortizol salgılarız. Sürekli kendini eleştiren biriyseniz sürekli yüksek düzeyde stresiniz vardır ve sonunda bedeniniz kendini korumak için kendini kapatır ve bütün bu stresle başa çıkabilmek için depresyona girer. Depresyon ise kendimizi kapattığımız ve artık motivasyona giremediğimiz bir ruh halidir.

 

 

İnsan Yapısı Şefkatle Motive Olmaya Ayarlıdır

 

 

İnsan doğduktan sonra da uzun süre gelişme gösterecek şekilde yaratılmıştır. Bebeklik sürecinde bakıma en çok ihtiyaç duyan canlı insanoğludur. İnsanlarda sistem, bebeğin uzun süre anneye yakın durmayı ve güvende olmayı isteyeceği şekilde oluşmuştur. Bu, bedenlerimizin sıcaklığa, nazik dokunuşlara ve yumuşak seslere yanıt verecek şekilde, yani şefkate programlandığı anlamına gelir.  Şefkat gördüğümüzde kortizol düzeylerimizi düşürüyoruz, iyi hissetme hormonları olan oksitosin ve opiat salgılıyoruz. Bu sistem kendimize şefkat gösterdiğimizde de aynı şekilde işliyor.

 

 

Kendimizi güvende ve rahat hissettiğimizde, elimizden gelenin en iyisini yapabildiğimiz ideal ruh halinde oluruz.

 

 

Sonuç olarak gerek ruhsal gerekse bedensel sağlığımız kendimize ne derecede duyarlı ve sevecen olduğumuzla yakından ilişkilidir. Şefkat, türümüzün devamı için bir zorunluluktur ve kendine şefkatli davranan bireylerin çevrelerine ve tüm dünyaya şefkatle yaklaştıkları araştırmalarla gösterilmiştir.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

 

 

https://www.zeynepselvili.com/tr/oz-sefkat#oz-sefkat-nedir

 

 

http://lebrizcanpoyraz.com/daha-cok-motivasyon-daha-az-kaygi-icin-oz-sefkat/

 

 

https://www.kemalarikan.com/farkindalik-ve-oz-sefkat.html

 

 

TEDX Öz şefkat (self-compassion) ve Benlik Saygısı Arasındaki Fark - Kristin Neff

 

Bu yazı 766 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum