içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

AŞK KÖPRÜSÜ DENEYİ

Duygularımız nasıl oluşuyor? Mutluluğu, öfkelenmeyi hatta mutsuzluğu bile biz seçiyor olabilir miyiz? Aşık olup olmayacağımıza düşünerek karar veriyor olabilir miyiz? Yoksa Shakespeare ‘in dediği gibi; beğendiğimiz bedenlere, hayalimizdeki ruhları koyup, aşk mı sanıyoruz? Peki ya aşık olmakla kahvenin bize hissettirdikleri arasında bir fark var mı? Peki, duygularımızı bedenimizin verdiği tepkilere göre biz belirliyor olabilir miyiz? Hayır mı? Bir bakalım…

 

Nabzınız hızlanıyor. Daha hızlı soluk alıp veriyorsunuz. Elleriniz titremeye başlıyor. Alnınızda ter damlacıkları hissediyorsunuz. Neler oluyor? Bu birazdan gireceğiniz bir sınavın stresi mi? Sabah kahve aldığınız mekândaki tatlı kasiyerin etkisi mi? Yoksa sabah içtiğiniz kahve yüzünden mi?Araştırmalara göre aşk, kafein ve stres vücudumuzda benzer fizyolojik tepkilere neden oluyor. Yani kahve içmekle aşık olmak arasında fizyolojik bir fark yok, tüm olay bizim bu bedensel belirtileri nasıl yorumladığımızda…

 

Duygularla ilgili şuana kadarbirçok teori ortaya atıldı. Bu teorilerden biri olan James-Lange Teorisi’ne göre,duyguların olaylara karşı fizyolojik reaksiyonların bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Yani duygular, fizyolojik bir reaksiyona yol açan bir uyarıcı (dış etken) gördüğümüzde ortaya çıkar. Duygusal tepkimiz, bu fiziksel reaksiyonları nasıl yorumladığımıza bağlıdır.Örneğin, ormanda yürürken bir ayı gördük. Kalp atışımız hızlanır ve muhtemelen titremeye başlarız. James-Lange teorisi, fiziksel tepkilerimizi yorumlayacağımızı ve korktuğumuz sonucuna varmamızı önerir. “Ben titriyorum. Bu yüzden korkuyorum”. Bu duygu teorisine göre, korktuğumuz için titremiyoruzdur, titrediğimiz için korkuyoruz.

 

James-Lange Teorisi’ni test etmek için tasarlanan klinik bir deneyde, depresyon teşhisi konmuş bir hasta, mekanik bir biyomedikal cihazla gülmeye zorlanır. Hastaya yüz kaslarına gülme görüntüsü oluşturacak şekilde kasılmasını sağlayacak bir şekilde uyarılacağı bildirilir. 30 dakika boyunca kaslar tekrar tekrar uyarılır. Deney sonunda denekler kendilerini daha iyi hissettiklerini bildirişlerdir. Yapay olarak gerçekleşmiş olmasına karşın gülümseme refleksi, etkili olmuş denekler kendilerini eskisinden daha iyi hissetmiştir.  Yani hasta yüzündeki gülümsemeyi, kendisinin mutlu olduğu için güldüğünü düşünmeye başlayarak daha iyi hissetmeye başlamıştır.

 

 

Başka bir örnek; sevgilinizle birlikte güzel bir zaman geçiriyor ve tatlı tatlı sohbet ediyorken siz bir şey söylediniz ve sizi yanlış anladı ve tartışmaya başladınız. Siz onun yanlış anladığını fark ederek özür dilediniz, özrünüzü kabul etti ve barıştınız. Ancak kısa bir süre sonra tam artık her şey yoluna  girdi derken sevgiliniz çok uzun bir zaman önce aranızda yaşanmış olan olumsuz bir durumdan söz açarak, yeni bir tartışma başlattı. İşte bu an, tam olarak bir James-Langean’ıdır. Sevgiliniz bilişsel olarak durumu anlayıp, özrünüzü de kabul etmiştir ancak sempatik sinir sistemi uyandırılmış ve ajite edilmiş durumdadır. Yani sevgiliniz o an iyi hissetmemesinin sebebini açıklamak için bir neden bulmaya çalışmaktadır. Kısacası yaşanan deneyim bir James-Lange fenomeni/yanılgısıdır.

 

 

Bununla birlikte bedenin fizyolojik tepkilerinin süreleri de cinsiyetler arasında farklılık gösterir. Kadınların normale dönme süresi erkeklerden daha uzundur. Kadınların tartışmaları erkeklerden daha fazla uzatma eğilimi içinde oldukları (eski defterleri açma eğilimi vb.) iddiası belki de bu fenomenden/yanılgıdan kaynaklanmaktadır.

 

 

Buna benzer bir başka çalışma da 1974 yılında Donald Duttun ve Arthur Aron tarafından yapılan bir deneydir. Deneyin ismi “ Asma Köprü Deneyi”... 18-35 yaş aralığındaki 85 erkek katılımcı üzerinde yapılan bu deney iki adet köprü üzerinde gerçekleşiyor.  Bu köprülerden biri küçük bir derenin 3 metre yukarısında yer alan sağlam bir köprüyken; diğeri ise 137 metre uzunluğundaki, aşağıdaki keskin kayalıkların 70 metre yukarısında uzanan ahşap ve sallantılı bir köprüdür. Deney şu şekilde gerçekleşiyor: Her bir katılımcının yalnız olarak köprüden geçmesi söylenir ve bu kişi tam köprünün ortasındayken deneyin yürütücülerinden olan bir kadın asistan, katılımcıyı durdurup kendini bir araştırmacı olarak tanıtarak katılımcıdan bir resme bakmasını ve bu resim hakkında aklına gelenleri yazmasını ister. Katılımcı yazıyı yazdıktan sonra kadın asistan katılımcıya telefon numarasını vererek sonrasında araştırma hakkında daha fazla bilgi almak için kendisini arayabileceğini söyler. Deney sonunda, kadın asistanla tehlikeli köprüde karşılaşan erkeklerin %50’si kadın asistanı arayıp onunla daha fazla iletişim kurmaya çalışırken, güvenli köprüdeki erkeklerin yalnızca %13’ü verilen telefon numarasını aramıştır. Üstelik deneye katılan erkeklerin kendilerine yöneltilen resme bakıp yazdıkları yazılar karşılaştırıldığında tehlikeli asma köprünün üzerindeki erkeklerin güvenli köprüdeki erkeklere göre çok daha fazla cinsellik içeren yazılar yazdığı gözlemlenmiştir. Yani denekler sallanan köprüdeki korku tepkilerini, karşılarındaki asistan kadından etkilendikleri yanılgısıyla karıştırmışlardır.

 

 

 Peki, duygularımızın bu şekilde çalıştığını bilmek ne işimize yarayacak?

 

 Örneğin; birinden hoşlanıyorsunuz diyelim, onun da sizden hoşlanmasını sağlamak için onu büyük bir fincan kahve içmeye davet edebilir ya da yüksek ve sallanan bir köprüden birlikte geçebilirsiniz. Flört döneminde lunaparka gitme durumunun ne kadar etkili olacağını sanırım söylememe gerek bile yok…JYa da monotonlaşan ilişkinizi tekrar canlandırmak için partnerinizle birlikte spora başlayabilir, yeni ve heyecan verici şeyler deneyebilirsiniz.

 

 

                                                                                               

 

 

 

KAYNAKÇA:

Dutton, D. &Aron, A. (1974). Someevidenceforheightenedsexualattractionunderconditions of highanxiety. Journal of PersonailtyandSocialPsychology, 30(4).

https://www.evimdekipsikolog.com/blog/duygularla-ilgili-6-buyuk-teoriye-genel-bakis/

http://www.olaganustukanitlar.com/james-lange-duygu-teorisi-nedir-korktugumuz-icin-mi-kacariz-kactimiz-icin-mi-korkariz/

https://yakiniliskiler.com/2018/10/07/fizyolojik-uyarilma-cekiciligi-neden-artirir/

http://subcortex.com/PrinzEmotionsEmbodied.pdf

Johnsen E.L., ,Tranel D.,Lutgendorfc S, Adolphs R.( 2009).A neuroanatomicaldissociationforemotioninducedbymusic. International Journal of Psychophysiology. 72(1), Pages 24-33

 

 

 

Bu yazı 400 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum