içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

GÖRMEZDEN GELDİĞİMİZ GERÇEK: ÖLÜM

“Ben varken ölüm yok; ölüm varken ben yokum. O halde ölüm benim için hiçbir şeydir. ”

Lucretius

 

 

Her şeyin yok olduğu,yok olmaktan korktuğumuz ama yine de yok olmanın ve korkunun varlığında yaşamamız gerektiği gerçeği hayatın apaçık gerçeklerindendir. Hayat ve ölüm sınırı göreli olarak kesindir fakat psikolojik olarak hayat ve ölüm iç içedir. Birbirlerine bağlıdırlar aynı anda var olurlar. Ölüm hayatın gölgesidir  ve davranış üzerinde büyük etkide bulunur.

 

 

Ölüm hayatın temel gerçeğidir. İnsanoğlu en büyük çaresizliğini ölüm karşısında yaşar. Ölümü reddederek ölümsüzlüğü düşler. Hayatın birgün son bulacak olması ve yaşanılan belirsizlik çoğu insan için kaygı verici bir durumdur. Her insan zaman zaman da olsa ölüm kaygısını hissetmektedir.

 

 

Ölüm korkusu her zaman her yerde bulunur ve o kadar büyüktür ki, hayat enerjisinin büyük bir bölümü ölümü inkar etmekle geçer. Kişinin ölüm korkusu hissetmesinin temelinde yatan asıl gerçek artık var olmayacağının ve bu dünyada bir hiç olabileceğinin farkındalığı ile yüzleşmesidir. Bu durum karşısında ölümün vereceği acıdan endişe duyabilir, hayallerini gerçekleştiremediği için üzülebilir, bitirmediği işleri için endişe duyabilir.

 

 

Birey ilerleyen zamanlarda kendi ölüm düşüncesiyle yüz yüze geldiğinde dünyanın onsuz devam etmesinin olanaksız olduğunu düşünür. Ölüm hakkında düşündüğü zamanlarda bu olguyla tekrar yüzleşir. Bu duruma bir anlam veremez, onun için hayatın sonu kavramı yoktur. Bu belirsizliği hissetmemek için hayatının çoğu zamanında ölüm kaygısını bastırır. Ölüm korkusuyla yüzleşmemek için birey savunma mekanizması geliştirebilir, işkolik olabilir, saldırganca davranışlar sergileyebilir ve özel olduğunu düşünebilir.

 

 

Ölüm korkusuna karşı geliştirilen tepkileri  Yalom 2 temel savunma mekanizması ile açıklar. Bunlardan ilki, bireyin özel olduğuna ve kişisel dokunulmazlığa yönelik geliştirdiği inanç ikincisi ise nihai kurtarıcının varlığına yönelik inançtır.

 

 

Özel olma: Birey özel olduğunu düşünerek ölümü reddeder. Hiç ölmeyeceğini düşünerek kaygıdan kurtulmaya çalışır.

 

 

Nihai Kurtarıcı Savunma mekanizması olarak nihai kurtarıcıya inanmanın temeli,ebeveynlerin çocukluklarının ihtiyaçlarını karşılamaları ve bu durumun sonsuza dek süreceği inancına dayanır. Tarihten bu yana insanlar hep bir kurtarıcıya inanmıştır. Bazen bireyler kurtarıcılarını doğaüstü güçlerde değil, maddi çevrelerinde ya bir lider ya da daha yüksek konumdaki kişiler arasından seçerler. İnsanoğlu ölüm kaygısını bu yolla yenmeye çalışabilir. Bu çaba bilinçaltı süreçlerde gerçekleşir. Nihai kurtarıcıya karşı duyulan inanç hayatın büyük çoğunluğunda önemli bir rahatlama sağlar ve gözle görülmez bir şekilde işlev görür. Ancak bu savunma mekanizmanlarının sık kullanılması çeşitli klinik sendromlara yol açabilir.

 

 

Ölüm bastırılan veya reddedilen bir olgu olarak görülmemelidir. Bu durum bireyde ne kadar kaygı yaratsa da onun varoluşunu anlamlandırır. Ölüm gerçeğinin bilinmesi sayesinde insan, yaşamını bütünüyle daha anlamlı ve dolu dolu yaşayabilir.

 

 

İnsanın ölüm gerçeğini kabullenmesi onu, korkulu ve kötümser bir ruh haline sevk etmekten çok; değerlerini gerçekleştirebileceği bir yaşama yöneltecektir.

 

 

Böylelikle birey daha bilinçli ve planlı hareket ederek hayallerini gerçekleştirmeye çalışır. Zamanın sınırlı olduğu gerçeğini kabul ederek bu sınırlı zamanda hayatının nasıl daha anlamlı yaşayacağına ilişkin farkındalık geliştirebilir.

 

 

Ölüm insanın varoluşsal durumunun sadece bir parçasıdır. Ölüm fizikselliği bizi yok etse de ölüm fikri bizi kurtarır. Ölümün kabul edilmesi hayata kesinlik hissi vermektedir.  Bireyin hayatı daha anlamlı yaşamasına ve hayatının büyük bir bölümünü oyalayan kaygılarıyla yüzleşmesine yardımcı olmaktadır.

 

 

 

Ölüm bir kandırmaca değil,

Hayatın kendisi gibi tam mevcudiyet kadar,

katı bir gerçek,

diğer son seçim

 

 

Gölgelere kaçtığımı hissediyorum,

kendimi örümcek ağlarıyla sarmalıyorum,

üzerime attığınız gerçekten kaçıyorum,

Kara pelerinimi,ölümü göstermek,

ve sizi onunla tehdit etmek istiyorum.

 

 

Anlıyor musunuz?

Israr ederseniz kendimi bununla örteceğim.

(İrvin Yalom'un bir hastasının ölümü kabullenişi üzerine yazdığı şiiridir.)

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Yalom, ID. (2018).Varoluşçu Psikoterapi. Zeliha Babayiğit (Çev.). İstanbul: Pegasus.

Karakuş,G.,Öztürk,Z.,Tamam,L. (2012).Ölüm ve Ölüm Kaygısı,Arşiv Kaynak Tarama Dergisi (Archives Medical Review Journal) 2012; 21(1):42-79.

Bildik, T. (2013). Ölüm, Kayıp, Yas ve Patolojik Yas. Ege Tıp Dergisi, 223-229.

Bu yazı 95 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum