içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Deneyimsel (Yaşantısal) Kaçınma

Hep mutlu hissetmeliyim diye mi düşünüyorsunuz? Kendinizi hiçbir zaman üzülmemeliyim diye telkinler verirken mi buluyorsunuz? Ya da tam olarak hazır ve iyi hissedene kadar bir işi yapmaya başlayamıyor musunuz? İşte tüm bunlar olumsuz içsel yaşantılardan kaçınma girişimidir ve deneyimsel kaçınma olarak ifade edilmektedir.

 

 

Bu kavram ilk olarak Steven C. Hayes ve ark. tarafından 1990’lı yıllarda Kabul ve Kararlılık Kuramının altında terim olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bireyin kendisini rahatsız eden, endişe uyandıran bir durumla karşılaştığında sahip olacağı duygu ve düşünceleri yaşamaktan kaçması, onları bastırması veya kontrol altına almaya çalışması yaşantısal kaçınma başka bir ifade ile deneyimsel kaçınma (experiential avoidance) olarak ifade edilmektedir. Başka bir ifade ile deneyimsel kaçınma bir kişinin belirli özel deneyimlerle (örneğin, bedensel duyumlar, duygular, düşünceler, anılar, davranışsal yatkınlıklar) temas halinde kalmak istemediğinde ve bu olayların biçimini veya sıklığını ve bunlara neden olan bağlamları değiştirmek için önlem aldığında ortaya çıkan bir olgudur (Hayes, Wilson, Gifford, Follette ve Strosahl, 1996).

Birey bu yaşantıları kabul etmek, deneyimlemek yerine bastırma, inkâr, dikkat dağıtma ve duygusal soyutlanma gibi savunma mekanizmaları geliştirmektedir. Bu kaçınma stratejileri bireyleri kötü sonuçlar karşısında kendini korumaya yönelik gibi algılansa da kısa vadede çözüm getiren ancak uzun vadede işe yaramayan bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Birey olumsuz sonuçları minimum düzeye çekerek ve korku ve kaygı uyandıran durumları kontrol altına alarak anlık da olsa kendi öz benliğini dengede tutmaya çalışmaktadır. Fakat ileriki süreçte bastırılan bu duygular, inkâr edilen veya çarpıtılan bu düşünceler bireyin daha fazla rahatsızlık duymasına neden olmaktadır. Yaşantısal kaçınma bir süre sonra bireyin yaşam alanlarının daralmasına, kaçınılan durumların artmasına, duyguların ve düşüncelerin daha bunaltıcı bir hale gelmesine ve yaşamdan alınan keyfin azalmasına neden olmaktadır (Hayes, Strosahl ve Wilson, 2012).

 

 

Birey zevk almak için tüm kötü ve hoş olmayan hislerini ortadan kaldırması gerektiğini düşünür ve bu nedenle birey sürekli olumsuz deneyimleri üzerinde yoğunlaşır. Sonuçta ise birey kötü yaşantılarını düşünmekten onun etkisini azaltmaktan kendisini alıkoyamaz ve şu anda kalarak deneyimleyebileceği güzel yaşantılar arayamaz, böylece bu süreç tıpkı bir kısır döngü şeklinde devam eder. Hatta birey günlük hayatta güzel ve iyi olan durumları küçümsemeye başlar. Sonucunda ise bireyde içe kapanma, sosyal ortamlara girmeme, kendini soyutlama gibi belirtilere neden olur. Bu öznel deneyimlerle temasın azalmasına ve işlevsellikte bozulmaya neden olmaktadır.

 

 

İstenmeyen duygu, düşünce ve duyumlar karşısında her birey zaman zaman kaçınma davranışı sergileyebilmektedir. Ancak deneyimsel kaçınma davranışını bir kişilik örüntüsü haline getiren bireyler bu kaçınma stratejilerini çok daha sık ve esnek olmayan şekilde kullanmaktadır. Yani kaçınmanın zararı bireyin önlemeye çalıştığı zarardan daha fazla zarara neden oluyorsa bu bir tehdit içermeye başlar.

 

 

Birey bu olumsuz duygu, düşünce ve anıları kabul etmediği için tüm çaba ve enerjisini bunlardan kurtulmaya harcamaktadır. Ancak bu girişimler ironik bir şekilde kişinin acı çekmesini azaltmaz ve ne kadar kaçınmaya çalışırsa o derece kaçmaya çalıştığı durum zihnini meşgul etmeye başlamaktadır.

 

 

Literatürde bu konuda yapılan çalışmalar incelendiğinde deneyimsel kaçınmanın klinik rahatsızlıklarla ilişkisine yönelik bulgular elde edilmiştir. Bakıldığında deneyimsel kaçınma depresyon, anksiyete, sosyal kaygı ve travma sonrası stres bozukluğunu yordayıcı bir faktör olarak değerlendirilmiştir. Aynı zamanda yaşam kalitesi, yalnızlık, başa çıkma, duygu düzenleme ve öz şefkat kavramları ile de ilişkili bulunmuştur.

 

 

 

 

 

Kaynakça:

Hayes, S. C., Strosahl, K. D. ve Wilson, K. G. (2012). Acceptance and commitment therapy: The process and practice of mindful change (2. Baskı). New York, NY, US: Guilford Press.

Hayes, S. C., Wilson, K. W., Gifford, E. V., Follette, V. M. ve Strosahl, K. (1996). Experiential avoidance and behavioral disorders: A functional dimensional approach to diagnosis and treatment. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 64(6), 1152-1168. doi: 10.1037/0022-006X.64.6.1152 ·

Yavuz, F. (2015). “Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT): Genel Bir Bakış”. Turkiye Klinikleri , 21-27.

Bu yazı 366 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum