içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ERTELİYORUM ÖYLEYSE YARIN

Erteleme, hemen hemen herkesin çeşitli zamanlarda sergilediği bir davranış durumudur. Erteleme davranışı, çeşitli sonuçlar doğurabilmekte ve aynı zamanda pek çok faktöre bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Bireyin yapması gerektiğinin farkında olduğu, belki yapmayı da istediği ancak sürekli harekete geçmekte zorlandığı faaliyetler bütünü erteleme davranışını tanımlamaktadır. Erteleme davranışı için literatür incelendiğinde birden çok tanımla karşılaşılabilmektedir. Milgram ve ark.’na göre erteleme, hayattaki bir ya da daha fazla alanda karar verme, öncelikleri belirleme, program yapma ve programa bağlı kalmada yetersiz davranış ve kişisel endişenin kaynağı olan bir yaşam biçimidir. Erteleme, sorumluluk almada, bir konu ya da durum hakkında karar vermede veya bir görevi yerine getirmede gecikme ya da bunu ileri bir tarihe öteleme, bireyin olumsuz duygular hissetmesine neden olan davranış olarak da tanımlanmaktadır.  Erteleme davranışının temel özelliklerini içeren başka bir tanım ise işlerin daha kötüye gideceği beklentisine rağmen, niyetlenilen eylemin isteyerek geciktirilmesidir. Erteleme, kişinin performansı, psikolojisi, iyilik hali ve hatta sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olması bakımından kendi kendini düzenleyememe eksikliği olarak da açıklanmıştır. Erteleme davranışı, kişinin kendi faaliyetlerini düzenleme becerisinin eksik olması, kişinin kendi isteğiyle bir faaliyeti aksatma ya da faaliyeti gerçekleştirmekten tamamen kaçınma eğilimi olarak da açıklanabilmektedir.

 

 

Erteleme olgusu tek boyutlu değildir. Yani erteleme, bir davranışı yapmama bileşeninin yanı sıra duyuşsal, bilişsel ve davranışsal bileşenleri içeren çok boyutlu bir durumdur. Erteleme davranışı anlayabilmek için bu bileşenlerin birlikte incelenmesi gerekir.Ertelemenin bilişsel boyutu,  göreve ilişkin bireyin niyetleriyle, amaçlarıyla ya da öncelikleriyle, göreve ilişkin performansı arasında kronik ya da alışkanlık düzeyinde bir uyumsuzluk olarak tanımlanmaktadır. Karar vermede rasyonel davranan bireyler, sorumluluklarını yerine getirme ve planladıkları işleri zamanında yapma eğiliminde olmalarından dolayı bu kişiler daha az erteleme yaşarlar. Ertelemenin duyuşsal boyutu, bireylerin erteleme davranışında bulundukları anlarda kaygı, pişman olma, üzülme, sinirlenme gibi yaşadıkları duygusal durumları içerir. Ertelemenin bu boyutu, bireyin belirli bir süre içerisinde yapması gereken işleri zamanında bitirememe endişesinden dolayı duygusal açıdan bazı sıkıntı ve gerginlik hissetmesidir. Görevleri geciktirmenin sonucunda ortaya çıkan olumsuz duygusal tepkilerin erteleme davranışının duyuşsal yönüne işaret eder. Araştırmacılar, kişi bir işi yapmayı geciktirdiğinde ya da yapması gereken zaman içinde yapmadığında olumsuz duygular hissetmiyorsa, bu durumun “erteleme” olmadığını belirtmektedirler.Belirli bir zaman dilimde yapılması gereken işe, oyalayıcı, engelleyici ve önemsiz olan başka uğraşlar nedeniyle başlamayı, sürdürmeyi veya tamamlamayı geciktirmek, ertelemenin davranışsal boyutunu oluşturmaktadır. Ertelemenin davranışsal boyutunda birey, yapması gereken işleri ve sorumlulukları belirlenmiş süre içerisinde tamamlamak yerine, kendisini meşgul edecek başka eylemlerde bulunarak geciktirme davranışını meydana getirir. Bu boyut, istenilen sürede işlerin yapılmasını gereksiz bir şekilde sonraya bırakmayı ve daha çok hoşa gidecek aktivitelerle meşgul olmaktan dolayı davranışın ertelenmesini içerir.

 

 

Ertelemenin genellikle, kronik erteleme ve durumsal erteleme olarak iki farklı şekilde incelenmektedir. Kronik erteleme, çeşitli alanlarda kişinin bir faaliyete başlamayı ve tamamlamayı geciktirerek bu durumun alışkanlık haline gelmesidir. Durumsal erteleme, yalnızca belirli bir alanda kişinin faaliyete başlamayı ve tamamlamayı geciktirmesidir. Akademik erteleme, durumsal ertelemenin en yaygın çeşididir. Bazı sebeplerden ötürü kişilik özelliği olarak erteleme yaşayan birey sorumluluklarını, görevlerini ve alması gereken kararlarını bir sonraki güne veya son anlara bırakır. Bu nedenle yapılması gereken işler ertelendikçe ertelenir. Bu davranışlar kronik erteleme davranışı olarak ifade edilmektedir. Durumsal erteleme ise hayatın bazı dönemlerinde görülen ve tipik olmayan bir erteleme davranışıdır. Kronik erteleme, bireyin birçok alanda sürekli olarak erteleme eğiliminde olması olarak tanımlanırken; durumsal erteleme, bireyin spesifik olarak belirli bir alanda sürekli olarak erteleme eğiliminde olması şeklinde tanımlanmaktadır.

 

 

Erteleme davranışının nedenleri konusunda ilgili çalışmalar incelendiğinde karşımıza pek çok sebep çıkabilmektedir. Bunlar; zaman yönetimi yetersizliği, görevleri yerine getirmekte zorlanma, bastırılmış öfkeyi davranışa dökme, başarısızlık ile ilgili kaygı ve korkular, öz yeterlilik eksikliği, öz denetim eksikliği, takdir eksikliği, pekiştirme yoluyla davranışın öğrenilmesi, irrasyonel düşünceler ve inançlar, doğuştan ya da sonradan gelen fiziksel ya da zihinsel süreçlerde aksamalar, mükemmelliyetçilik, amaçların belirlenememesi ve netleştirilememesi, çaba harcamaya karşı olumsuz tutum, güdülenmede eksiklik, motivasyon eksikliği, sorumluluk almada yetersizlik, depresyon, dikkat ve konsantrasyon ile ilgili sorunlar, gerçekçi olmayan beklentiler, özgüven eksikliği, otoriteye ve kontrole karşı gelme isteği vb. olarak sıralanabilir.

 

 

İncelediğimiz çalışmalarda erteleme ile baş etmede kullanılabilecek yöntemler ile ilgili ise bazı öneriler bulunmaktadır. Özellikle akademik erteleme için belirtilen öneriler şu şekildedir;ertelemeye yönelten tetikleyicileri tersine çevirmek, göreve karşı direnci kırmak adına doğru çalışma süresini deneme yanılma yoluyla bulmak, görevin bilinçaltında yeniden gözden geçirilmesini sağlamak ve ertelemeye yönelten tetikleyicilerin ön yargılarından kurtulmak açısından başlamak bitirmenin yarısıdır mantığıyla ilk hamleyi yapmaya zorlamak, ertelemenin neden olduğu maliyetleri göz önünde bulundurmak, dikkat dağıtıcı olması bakımından sosyal medyayla elektronik veri iletişimini kesmek. Erteleme ile baş etmede zaman tuzaklarının farkında olmak da faydalı olmaktadır. Zaman tuzaklarının, “zamanı yönetme gayretini engelleyen, hayatın her alanında ve her anında karşılaşılan en büyük düşman” olduğu ifade edilmektedir.

 

 

Literatürde, zaman yönetimi uygulamaları konusunda, Özyönetim, Zamanlama, Eisenhower Matrisi, Pomodoro, Pareto Metodu gibi çeşitli yöntemler ve teknikler bulunmaktadır. Öz-yönetim bireyin, kişisel veya profesyonel yaşamının her seviyesinde kısa ve uzun vadeli stratejik planlar kullanarak, maksimum ve adım adım ilerleyebilmek için yaşamını ve zamanını nasıl analiz edip düzenleyeceğini öğrenerek kendi kendini örgütlemesini ifade etmektedir. Zamanlama, gerçekleştirilen eylemlerin süresinin sabitlenmesi ve ölçülmesi yoluyla zaman sarfiyatının incelenmesi yöntemidir. Eisenhower Matrisi tekniği kişinin önceliklerini, bir görevin aciliyetine ve önemine göre belirlemesine yardımcı olmaktadır. Pomodoro tekniği; tükenmişliğin ortadan kaldırılması, dikkat dağıtıcıların yönetilmesi ve daha iyi bir iş-yaşam dengesi yaratılması açısından işleri bölümleme ve aralıklar arasında kısa molalar oluşturma yöntemidir. Pareto metoduna göre zamanın başarılı bir şekilde yönetilmesinin tek yolunun, çabaları sonuçlara odaklamaktan ziyade çalışma sürecine odaklamak olduğu belirtilmektedir.

 

 

Erteleme davranışı, özellikle yaşadığımız çağda çok şık rastlanılan bir durumdur. Sosyal medya kullanımının ve ekran sürelerinin artması, yaşanılan toplumsal olaylar, pandemi süreci ile değişen yaşam tarzları, teknolojinin getirdiği kolaylıklar, kişinin dönemsel olarak yaşadığı olaylar vb. gibi pek çok sebep bizi erteleme davranışına sürükleyebilmektedir. Erteleme davranışı bireyin sadece performansını değil aynı zamanda fiziksel, psikolojik, toplumsal haline de etki etmektedir. Bireylerin öncelikle erteleme davranışının hayatlarındaki yerini, önemini ve yoğunluğunu fark edebilmesi, ardından da farklı yöntemlerle erteleme davranışının önüne geçmesinin iyilik hallerinin artmasında önemli katkısı olabilecektir.

 

 

 

 

 

Kaynakça

Aydemir, S. (2018). Çalışanlarda erteleme davranışı gelişiminde zaman tuzaklarının etkisi. Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6(6), 1031-1040.

Demir, Ö. (2017). Erteleme eğilimi ve baş etme yolları araştırma bulgularının dini erteleme açısından yorumlanması. Bayburt Eğitim Fakültesi Dergisi, 12(24), 747-780.

Gür, S. H., Bakırcı, Ö., Karakaş, B., Bayoğlu, F. veAtli, A. (2018). Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığının akademik erteleme davranışı üzerindeki etkisi. İnönü Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 5(10).

Özçelik Bozkurt, H. (2020). Turizm bölümü lisans öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkları ile akademik erteleme davranışı arasındaki ilişki. Türk Turizm Araştırmaları Dergisi, 4(3), 2685-2698.

Bu yazı 225 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum