içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ŞİDDET

Şiddet yaşamımızın her alanında görülebilecek ve dünyada da giderek artan önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Şiddetin ortaya çıkışı, insanlık tarihinin ortaya çıkışı ile eş zamanlıdır.  Bir topluluğun ya da kişinin bedenine, bireysel haklarına, mülkiyetine, kültürel ve sembolik değerlerine karşı herhangi bir birey ve ya grubun fizyolojik ya da psikolojik acı ve zarar vermesi olarak tanımlanan şiddetin, en yaygın görülen biçimi erkeğin kadına ve çocuğa karşı uyguladığı aile içi şiddettir. Yapılan bir araştırma, şiddetin en çok aile ortamında ve kadına yönelik olduğunu bildirmiştir. Kadına yönelik şiddet ise binlerce yıl öncesine dek uzanmaktadır. Cinsiyete dayanan, kadını fiziksel, cinsel ve psikolojik olarak inciten, ona zarar veren, toplum içinde ya da özel yaşamında uygulanan baskı ve özgürlüğün kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış kadına yönelik şiddet kapsamında yer alır.  Kadına yönelik şiddet duygusal, sözel, ekonomik, cinsel ve fiziksel şiddet olarak gruplandırılabilir. Literatüre bakıldığında diğer şiddet türleri ile kıyaslandığında kadınların daha çok fiziksel şiddete maruz kaldığı söylenebilir. Fiziksel şiddet, kaba kuvvetin bir korkutma, sindirme ve yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır ve tokat atma, itme, ısırma, boğmaya çalışma, tekmeleme, yumruklama, eşya fırlatma, bıçak veya silahla tehdit etme, işkence etmek ve öldürmek gibi fiziksel gücün kullanıldığı davranışları kapsar. Yapılan arkeolojik bir çalışmada kadınların fiziksel şiddet yaşamalarının kökeninin 3000 yıl öncesine dayandığı görülmektedir. Arkeologlar erkek mumyaların kemiklerinde %9-20 kırığa rastlarken kadın mumyalarda bu oranın %30-50 olduğunu bildirmişlerdir. Dünya genelinde erkeklerden fiziksel şiddet gören kadınların tahmini oranının %25-50 olduğu bildirilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde kadınların yarısından fazlası eşi/partneri tarafından fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Türkiye’de fiziksel şiddet gören kadınların %26-58, Hindistan’da %45, Filipinler’de %47.2 ve Kenya’da %52 olduğu bildirilmiştir. Literatürde eşi çalışmayan, ekonomik durumu kötü olan ve okuryazar olmayan kadınların daha çok şiddete maruz kaldıkları saptanmıştır. Fakat öğrenim düzeyinin kadının şiddet görmesinde farklılık oluşturmadığı kadının öğrenim düzeyinin yüksek olmasının şiddetin sonlandırılmasında önemli rol oynadığı saptanmıştır. Ekonomik yetersizlikler, anlaşmazlıklar, alkol kullanımı, öfke, kıskançlık, sevgisizlik ve kumar gibi durumlar şiddeti arttıran olaylardır. Geleneksel Türk aile yapısı incelendiğinde, erkek egemen yapı içinde kadına yeterince söz hakkı verilmemesi ve kadınların bu yüzden erkeğin sözünü emir olarak algılaması, erkeğin sözü reddedildiğinde ceza verilmesi olağan karşılanmaktadır. Türk toplumunda kadın, erkeğin sözünü dinlemediğinde ve isteklerini yerine getirmediğinde (yemek yapmama, evin işlerini ihmal etme, izin almadan ev dışına çıkma, yalan söyleme) kendisini bundan sorumlu tutmakta ve bu yüzden şiddetin oluşumunda kendini suçlu görmekte ve şiddeti kabullenmektedir. Yine toplumumuzda yaşça büyük olana saygı duyulması beklenmektedir. Bu yüzden, Türkiye’deki evliliklerde erkeğin kadından yaşça büyük olması tercih edilmektedir ve erkeğin yaş olarak kadından büyük olması kadın üzerindeki egemenliğini arttırmaktadır, bu durum ise erkeğin kendinde ceza verme hakkını görmesine neden olmaktadır. Türkiye’de erkeğin eşini ya da kızını dövmesi, erkeğin hakkı ve hatta görevi olarak kabul edilmiş, “kızını dövmeyen dizini döver” yaklaşımı ile adeta bu durum desteklenmiştir. Toplumumuz kadından sessiz ve itaatkâr olmasını istemekte ve bu durumu iyi huy olarak algılamaktadır ve bundan dolayı kadın şiddete karşı koyma yetisinden uzak yetiştirilmektedir. Yapılan bir araştırmada görüşülenlerin %64’ü erkeklerin eşlerini dövmesini doğru bulmuş, kadınların ise %35,1’i fiziksel şiddeti hak eden davranışlar sergilediklerini ifade etmişlerdir. Başka bir araştırmada ise kadınların %39’nun, kadının yemeği yakması, kocasına karşılık vermesi, parayı lüzumsuz yere harcaması, çocuğa bakımın ihmal edilmesi, cinsel ilişkiyi reddetmesi gibi durumlarından en az birinin gerçekleşmesinin, erkeğin kadını dövmesi için haklı gerekçe olduğunu belirtmişlerdir. Kabul edilen şiddet meşru sayılabilmekte ve sorun olarak görülmemektedir. Bu durumda şiddetin giderek yaygınlaşmasına ve içselleştirilmesine neden olmakta ve şiddete maruz kalan kadınların yardım almalarını da zorlaştırmaktadır. Kadın olmak şiddete maruz kalma açısından başlı başına bir risk faktörüdür. Cinsiyetinden dolayı toplumun kadına biçtiği rol ve beklentiler, kadınların insan hakları kapsamındaki birçok haklarını elde edememesine ve kullanamamasına neden olmaktadır.

Dünyada çeşitli ülke ve etnik gruplarda yapılan çalışmalar her ne kadar kadına yönelik şiddetin birçok ülkede olduğunu gösterse de bazı bölgelerde kadına yönelik şiddetin yaşanmadığı ifade edilmiştir ve bu durum kadına yönelik şiddetin önlenemez bir durum olduğu yönündeki düşünceleri çürütmektedir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi öncelikle toplumun böyle bir sorunun olduğunu kabul etmesi ile başlar. Yapısallaşan şiddetin sona erdirilmesi için, önleme çalışmalarına kadın kadar erkeğinde katılmasının sağlanması, kadınların sahip olduğu haklar ve var olan kanunlar hakkında bilgilendirilmesi, kadının toplumdaki statüsünün yükseltilmesine yönelik çalışmalar yapılması, otoriter ya da geleneksel yapının dönüştürülmesi ve kadınların şiddet tanımı ile şiddet türleri hakkında eğitim yolu ile bilinçlendirilmesi ve danışmanlık hizmetlerine yönlendirilmesi sağlanmalıdır.

Kaynakça

Efe, Ş., Ayaz, S. (2010). Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet ve Kadınların Aile İçi Şiddete Bakışı, Anadolu Psikiyatri Dergisi. 11:23-29

Dişsiz, M., Şahin, N. (2008). Evrensel Bir Kadın Sağlığı Sorunu: Kadına Yönelik Şiddet, Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim Ve Sanatı Dergisi. 1(1):50-58

Güler, N., Tel, H., Tuncay F.Ö. (2005). Kadının Aile İçinde Yaşanan Şiddete Bakışı, C.Ü. Tıp Fakültesi Dergisi. 27(2):51-56

Gökkaya, V.B. (2014). Cam Tavan, Kadın ve Ekonomik Şiddet. International Journal of Social Science: Number:26, 371-383. doi: http://dx.doi.org/10.9761/JASSS2385

Kocacık, F. Şiddet Olgusu Üzerine, C.Ü İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi. 2(1):1-7

Yetim, D., Şahin, E.M. Aile Hekimliğinde Kadına Yönelik Şiddete Yaklaşım, Aile Hekimliği Dergisi. 2(2):48-53

 

Bu yazı 5354 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum