içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BEN BÖYLEYİM

“Ben böyleyim!” diyerek kurtulamazsın,  gel buraya. Doğuştan getirdiğimiz genetik özelliklerimiz olduğu gibi, ailemizin ve toplumun bize kazandırdığı özelliklerimizde vardır. Mış gibi yapılarak bize öğrettikleri... Kendi özelliklerine, kişiliklerine sahip olduğumuza o kadar inanmışlar ki bizim de öyle olduğumuzu düşünüyorlar veya öyle olduğumuza inanıyorlar. Bundan sonra yazacaklarım için hazır mısın? Okuduğunda belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bundan sonra. Yok yok şaka yapıyorum, okumaya devam edebilirsin. İşin aslı, şu nesillerdir süregelen “Bizim ailemiz öfkelidir, evhamlıdır, karamsardır.” vb. birçok özellik ve duygudan bahsedebiliriz burada. Kalıplaşmış aile içi teorilerin(hiçbir bilimsel veri yok bu teoriler için) inanılarak nesilden nesile aktarılması sonucu oluşan bir kişilik ve duygu sorunundan bahsediyorum.

 

Araştırma yapmayan ve kendini keşfetme yoluna gitmeyen birey ailesinden öğrendiği“Ben öfkeliyim!” duygusunu hayatı boyunca taşır. İlkokulda arkadaşının saçını çektiğinde öğretmenine kendi haklılığını savunurken “Hocam bizim aile böyledir, biz böyleyiz, biz öfkeliyiz” diyen çocuğun birde karşısındaki öğretmeninin de öyle yetiştirilen bir çocuk olduğu düşünsenize. Ben öfkeliyim diyenler kulübü kazandı.

 

Geldik ortaokula ve biz böyleyiz kulübü üyesi gencimiz arkadaşlarıyla maç yaparken kendince haklı olduğu bir pozisyon sonucunda öfkelenerek arkadaşına saldırır. Öğretmenlerine durumu anlatmak için kurula geldiğinde yine kedince haklı sebeplerini sıralar ve “Hocam bizim aile böyledir, biz böyleyiz, biz öfkeliyiz” diyerek kendini savunur. Akşam, o gün yaşananları ev ahalisine anlatırken “Biliyorsun ya işte biz böyle, öfkeleniyoruz hemen ”der ve ailenin diğer üyeleri onu onaylar “Haklısın, biz böyleyiz.”

 

Yapılması gereken, değiştirilmesi gereken konu ile alakalı hiçbir şey yapılmıyor ve hayat bir şekilde devam ediyor. Kendini keşfetme yoluna giden birey lise yıllarında uyanmak için çaba sarf ederse değişim başlıyor. Diğer seçenekte ise lise yıllarında kavga, dövüş ve zararlı gruplara dahil olma ile devam ediyor. Bu zararlı gruplar, biz öfkeliyiz değiştiremeyiz kendimizi diyenler ile dolu. Acaba değişim bu kadar zor mu?

 

Geldik üniversite yıllarına. Kendini bulan birey yürüdü gitti, kendini keşfetmeye başladıkça kişiliğini oturtmaya başladı. Kendini gerçekleştirme çabası belli bir kademe kaydetti. Bu yazı mutlu olmak ile alakalı değil kesinlikle bu iki konu karıştırılmamalı. Kendini tanımak, keşfetmek her zaman mutluluk getirmiyor aslında çoğu zaman mutluluk getirmiyor. Ne demişler: “Cahillik mutluluktur.”

 

 Şimdi gelelim biz böyleyim diyen arkadaşa, aile kalıplarının içinde bir fanusta biz böyleyiz ki zaten diyerek gezip dolaşıyor mahallede.

 

Tam bu konuyla alakalı, uyanmak ile alakalı bir diyalog geldi aklıma. Matrix filminde Neo’nun seçim yapmadan önce Morpheus ile arasındaki diyalog. 

 

 

Neo: Ne gerçeği?

 

Morpheus: [Neo'ya doğru eğilerek] Bir köle olduğun gerçeği Neo. Sen de herkes gibi bir köle olarak doğdun. Dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin. Beyninin içi bir hapishane.

 

[duraksar]

 

Morpheus: Ne yazık ki, Matrix'in ne olduğu kimseye anlatılamaz. Bunu kendin görmek zorundasın. [İlaç kutusunu açar, içindekileri eline boşaltır ve ellerini uzatır ] Bu senin son şansın. Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan, [sağ elini açar ve mavi hapı gösterir] Bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan [sol elini açar ve kırmızı hapı gösterir], Harikalar Diyarı'nda kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. [Neo, hafif bir duraksamadan sonra kırmızı hapa doğru yönelir] Unutma... Sana vadettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil.

 

 

Çok iyi film, hâlâ izlemeyen varsa şiddetle tavsiye ederim.

 

Şimdi seçim senin dostum. Mavi hap ‘biz böyleyiz ‘ diyebilmene olanak verir. Kırmızı hap, kendini keşfetmeni ve harikalar diyarında kalmanı sağlar.

 

Bu yazı 203 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum