içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

BAĞLANMA KURAMI

Bağlanma kuramı John Bowly tarafından 1950’li yıllarda ortaya atılmıştır. Bağlanma, çocuk ile anne-baba veya birincil bakım veren kişi arasında kurulan bağdır. Bağlanma kuramına göre birincil bakım veren kişi anne dışındaki birisi de olabilir. Kurulan bu bağ ile birlikte ihtiyaçları karşılanan çocuklar kendilerini güvende hisseder ve yakınlık kurabilirler. Benlik saygısının temellerinin atılmasında bağlanma stilinin önemi çok fazladır. Çocukların ebeveynleri ile sağlıklı ve duygusal bağ kurmaları, yetişkinlikte kuracakları ilişkilerin de temelini oluşturur ve bu bağın etkisi yaşam boyu devam eder. İlerleyen dönemlerde ortaya çıkan birçok psikopatolojinin altında bebeğin birincil bakım vereni ile olan ilişkisi yer almaktadır. Yapılan araştırmalar sonucuna göre güvenli bağlanma, kaçıngan bağlanma ve kaygılı bağlanma olarak üç farklı bağlanma türü gözlemlenmiştir.

  

 

Güvenli bağlanan çocuklar, birincil bakım veren kişiden ayrıldıklarında huzursuz hissedip tepki gösterseler de yeniden bir araya geldiklerinde çabucak neşelenir ve olumlu davranışlar sergilerler. Oluşan güven ortamı sayesinde ebeveynlerinin geri döneceğini ve ihtiyaçlarının karşılanacağını bilirler. Güvenli bağlanan çocuklar, çevrelerini daha rahat keşfedip inceler ve bu durum gelişimlerine oldukça fayda sağlar. Güvenli bağlanmanın oluşmasında birincil bakım veren kişinin çocuğa karşı duyarlı olması, ihtiyaçlarını hızlı bir şekilde karşılaması ve çocukla yeterince oyun oynaması önemli etkenlerdendir. Güvenli bağlanmış çocukların ilerleyen yıllarda empatik anlayışı yüksek, kendileri ile barışık ve diğerlerine göre daha az agresif davranışlar sergileyen kişiler oldukları gözlemlenmiştir. Yetişkinlik yıllarında yaşadıkları romantik ilişkilerinde de duygusal ilişkiler kurmakta zorlanmadıkları ve daha olumlu düşünce yapısına sahip oldukları bilinmektedir.

  

 

Kaygılı bağlanan çocuklar, birincil bakım veren kişiden ayrı olduklarında yoğun bir endişe ve öfke duyarlar. Ebeveynleri ile yeniden bir araya geldiklerinde ise sakinleşmeleri oldukça zordur. Kaygılı bağlanan çocuklar, çevreyi keşfetmek ve bir başkası ile iletişim kurmak istemezler. Birincil bakım veren kişinin meşgul olması veya bazı sebeplerden dolayı çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmaması, ebeveynin sadece kendi isteği doğrultusunda bakım vermesi kaygılı bağlanmaya sebep olan en büyük etkenlerdendir. Bakım veren kişinin tutarsız davranması sebebiyle çocuk ebeveynini kaybedeceğini düşünür ve kaygı duyar. Kaygılı bağlanan çocuklar yetişkinlik yıllarında yakınlık kurmaktan kaçınmakta ve başkalarına güven duymakta zorlanmaktadırlar. Romantik ilişkilerinde olumsuz düşünce yapısına sahip oldukları ve aşırı derecede kıskanç davranışlar sergiledikleri gözlemlenmiştir. Sıklıkla duygusal iniş çıkışlar içerisinde olan, her an terk edilme kaygısı yaşayan ve ilişki kurdukları kişiye takıntılı davranışlar gösteren kişiler oldukları bilinmektedir. 

  

 

Kaçıngan bağlanan çocuklar, birincil bakım veren kişiden ayrıldıklarında tepki göstermezler ve tekrardan birlikte olduklarında sanki ebeveyni yanında yokmuş gibi temas kurmaktan kaçınırlar. Kaçıngan bağlanan çocuklar ile ebeveynleri arasında kurulan ilişki bağı soğuk ve aralarındaki paylaşım oldukça azdır. Ebeveynleri genellikle yeterince yakınlık kurmayan, ilgi göstermeyen, çocuğun ihtiyaçlarına duyarsız davranan kişiler olmaktadır. Kaçıngan bağlanan çocuğun yakın temas, birlikte vakit geçirme gibi ilişki kurmaya yönelik duygusal ihtiyaçları karşılanmadığı için çocuk, ebeveyninin dirençli olduğunu düşünür. Kaçıngan bağlanmış çocukların ilerleyen yıllarda bir başkasından yardım almak istemeyen ve çevresindekilere destek olmakta zorlanan kişiler oldukları gözlemlenmiştir. Romantik ilişkilerinde çok fazla yakın ve duygusal ilişki kurma gereksinimi duymayan, duygularını ifade etmede ve güven ilişkisi kurmada güçlük yaşayan, bağımsız olmaktan keyif alan kişiler oldukları bilinmektedir.

 

 

 

KAYNAKÇA

Sümer, N. ve Güngör, D. (1999). Yetişkin bağlanma stilleri ölçeklerinin Türk örneklemi üzerinde psikometrik değerlendirmesi ve kültürlerarası bir karşılaştırma. Türk Psikoloji Dergisi, 14(43), 71-106.

Özdemir, E. (2017, Mayıs 16). Bağlanma Teorisi (Attachment Theory).

Stanton, S. C., Campbell, L. ve Pink, J. C. (2017). Benefits of positive relationship experiences for avoidantly attached individuals. Journal of personality and social psychology, 113(4), 568.

Kesebir S, Kavzoğlu S, Üstündağ F. (2011), Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 3(2):321-342

Bowlby, J. (1969). Attachment and loss, vol. 1. Attachment, International Psycho-Analytical Library.

Ufuk Üniversitesi,  Klinik Psikoloji,  Yrd.  Doç. Dr. Meltem Anafarta Şendağ Ders Notları

Ufuk Üniversitesi, Gelişim Psikolojisi, Yrd. Doç. Dr. Funda Kutlu Ders Notları

Sosyal Ş, Bodur Ş, İşeri E ve Şenol S.(2005), Klinik Psikiyatri, 8.88-99

Köse D, Çınar N ve Altınkaynak S. (2013), Sürekli Tıp Dergisi, 22 (6):237

Hazan, C .. & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of personality and social psychology, 52 (3), 511.

Ainsworth, M. D .. Blehar, M. C .. Waters, E .. & Wall, S. (1978). Patterns of Attachment: Assessed in the strange situations. Hilsdale NJ: Erlbaum.

Brennan, K. A .. Clark, C. L.. & Shaver, P. R. (1998). Self-report measurement of adult attachment: An integrative overview.

Mikulincer, M .. & Shaver, P. R. (2003). The attachment behavioral system in adulthood: Activation, psychodynamics, and interpersonal processes.

Bu yazı 855 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum