içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ANOREKSİYA NERVOZA

                                 Anoreksiya kelime anlamı olarak iştah kaybı anlamına gelmektedir.Nervoza ise bu kaybın duygusal nedenlerden olduğunu belirtmektedir.

     Anoreksiya nervoza, genellikle ergenlik döneminde başlayan, bireyin yaşı ve boyuna oranla vücut ağırlığının aşırı düşük olması ile karakterize bir yeme bozukluğudur.Genellikle zayıflamak için çabalamanın aç kalarak devam ettirildiği bir yeme problemidir.Toplumda görülme sıklığı giderek artmakta ve başlangıç yaşı giderek düşmektedir.Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla on kat daha fazladır. Bu bozuklukta birey zayıf olduğu halde daha zayıf olma arzusu içerisindedir.Olması gereken kilodan % 85 daha zayıf olmasına rağmen kendisini şişman olarak algılar.Yani bireyin beden imgesi bozulmuş durumdadır  ve kilo almaktan, şişmanlamaktan aşırı derecede korkar.Bu kaygı kilo vermekle azalmaz.Birey, bitmek bilmeyen bir kilo verme arzusu içerisindedir. Birey genellikle ayna karşısında kendisini saatlerce inceler ve bedenini eleştirirler.Özellikle de karın, kalça ve bacaklarının çok şişman olduğunu düşünürler.Ayrıca sık sık tartıya çıkma, ağırlığını ölçme gibi davranışlar sergiler.

    Hastalığın ortaya çıkmasında genetik, psikolojik ve biyolojik faktörlerin yanında aile de son derece önemli bir rol oynar.Çünkü aile gıda tüketimi, vücut ağırlığı ve beslenme tutumları açısından çocuklarına önemli bir rol modeldir.Bunun yanında çocuğun görüntüsüne aşırı önem veren, çocuğuna kilo kontrolü konusunda eleştirel telkinlerde bulunan ailelerin çocuklarında anoreksiya nervoza görülme riski daha fazladır.Özellikle ergenlik döneminde birey bedeniyle çok fazla ilgilenmektedir.Herkesin kendisini izlediğini düşünen ergen birey bunun üzerine çevresinden kilosuna dair eleştirel ifadeler duyduğunda bedeniyle ilgili kaygı düzeyi daha da artacaktır.Kaygı düzeyi artan bireyin vücutsal tatminsizliği de bununla paralel olarak artış gösterecek ve bireyin çok sık diyet yapma gibi davranışları kaçınılmaz hale gelecektir.Ergenlik dönemindeki bireyin sürekli diyet  yapması, aşırı kilo kaybetmesi sağlıklı büyüme-gelişmeyi yavaşlatır.Bunun sonucunda bireyde adet döngüsü bile duraksamaya uğrayabilir.Birey aylarca hatta yıllarca adet görmeyebilir.Bunun yanında mükemmeliyetçi ailelerin çocukları ve mükemmeliyetçi bireyler de risk altındadır.Mükemmel olma arzusu kişiyi mükemmel vücuda ulaşmaya itebilir.Sonuç olarak kişide yeme bozuklukları ortaya çıkabilir.

    Hastalığın ortaya çıkmasında sosyokültürel baskı, arkadaş çevresi ve sosyal medya da büyük bir etkiye sahiptir.Sosyal medya zayıflığı özendirmesi, sıfır beden mankenleri özendirmesi yönüyle kişinin ince görünümü içselleştirmesine sebep olur.Birey, sosyal medyada karşılaştığı modeller kadar ince olamadığı için beden imajından memnuniyetsizlik yaşar ve sosyal medyada karşılaştığı modeller gibi zayıf olabilmek için sürekli diyet yapma, uygunsuz beslenme, aşırı egzersiz, müshil ya da idrar söktürücü kullanma gibi yollara başvurabilir.Aç kalma ve müshil kullanımından dolayı anoreksiya nervoza bozukluğuna sahip bireyin kalp atışları yavaşlar.Buna düşük kan basıncı, kalp yetmezliği, böbrek ve sindirim problemleri de eşlik edebilir.Bu bireylerde genellikle cilt kuruması, tırnak tabakasındaki hassaslaşmadan dolayı tırnağın çabuk kırılması, kansızlık, saç dökülmesi de görülür.Vücuttaki hormon seviyelerinin değişmesinden dolayı yorgunluk, uykusuzluk gibi durumlar da yaşanabilir.Bu fiziksel sonuçların yanında çoğunlukla depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, fobi, panik bozukluk, madde kullanım bozuklukları ve kişilik bozuklukları gibi psikolojik bozukluklar da anoreksiya nervozaya eşlik eder. Bu bireylerin özsaygıları zayıflığı sürdürme ile yakından ilişkilidir.Kendisini zayıf hissetmeyen bireyin öz saygısı ve öz yeterlik algısı oldukça düşüktür.

    Görüldüğü gibi anoreksiya nervozanın fizyolojik ve psikolojik olmak üzere birçok olumsuz etkisinden söz etmek mümkün.Erken tanılama ve tedavi son derece önemli.Aksi takdirde bu bozukluğun ölümle (intihar, kalp yetmezliği ya da diğer fiziksel sorunlardan kaynaklı) sonuçlanması gibi durumlarla da karşı karşıya kalınabilir.

Peki ergenlik dönemindeki bireylerin bu tür yeme problemleriyle baş başa kalmamalarını önlemek için ebeveyn ve öğretmenlere düşen rol ve sorumluluklar nelerdir?Öncelikle ailelerin aile içerisindeki iletişim biçimleri ve çatışmalar konusunda çok dikkatli olması gerekir.Çünkü birey, aile içerisindeki çatışmalardan kaynaklı olarak da yeme problemi geliştirebilir.Ebeveyn ve öğretmenleri, vücudunu kabullenmesi konusunda bireye yardımcı olmalı, dış görünümünden memnun olmayan bireyleri kişisel yeterliliklerini arttırabileceği ilgi alanlarına (spor, bale, gitar vb. kurslar gibi) yönlendirmelidirler.

 

KAYNAKÇA

Aytaç, H., Hocaoğlu, Ç., (2016).Bulimiya Nervoza İle Birlikte Yaşamak:Bir Vaka Sunumu.Journal of Mood Disorders, 6(3), 158-163.

Bulut, N., Yorguner Küpeli, N., Bulut, G., Topçuoğlu, V., (2017).Anoreksiya Nervozada Psikososyal Müdahaleler.Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 9(3), 329-345.

Okumuşoğlu, S. (2017).Bir Grup Üniversite Öğrencisinde Ortorektik Eğilimlerin Yeme Bozukluğu Eğilimleri ve Cinsiyetle İlişkisi.Curr Ress Educ, 3(3), 105-115.

Özdel, O., Ateşçi, F., Oğuzhanoğlu, N., (2003).Bir Anoreksiya Nervoza Olgusu ve Bu Olguya Farmakoterapi İle Birlikte Psikodrama Teknikleri İle Yaklaşım.Türk Psikiyatri Dergisi, 14(2), 153-159.

Şahin, M., (2017).Anoreksiya Nervoza.Anormal Psikolojisi, 12, 332-337.

Yalnızoğlu Çaka, S., Çınar, N., Altınkaynak, S., (2018).Adelosanlarda Yeme Bozuklukları.Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 7(1), 203-209.

 

  

Bu yazı 4411 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum