içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DUYGULARI TANIMA VE İFADE ETMEDE GÜÇLÜK: ALEKSİTİMİ
Aleksitimi, hayal kurmada kısıtlılık; bilişsel, duygusal ve fizyolojik tepkileri ayırt etmedeki yetersizlik ve duyguları tanımada ve ifade etmedeki güçlük olarak tanımlanmaktadır (Şaşıoğlu, Gülol ve Tosun, 2014). Bazı araştırmalara göre kişilik özelliği olarak tanımlansa da boylamsal çalışmalarda aleksitiminin kişilik özelliği değil durumsal tepkiler, semptomlar olduğu sonucuna varılmıştır (Ediş, 2020). 
 
 
Aleksitimi, kişinin kendi duygularını tanımasını ve detaylandırmasını, soyut düşünebilmesini, duygu ve düşünce arasında bağ kurup bunları ifade etmesini engelleyebilmektedir. Aleksitimik insanların yaratıcılık özellikleri çok kısıtlıdır, daha çok robot gibi mekanik, rutin bir hayat sürme eğilimindedirler (Koçak, 2002). Nadiren rüya görürler ve rüyaları arasında bağ kuramazlar. Empati kurma becerileri çok zayıftır. Direkt akıllarına geldiği gibi davranırlar, kendilerini acındırırlar, acizmiş gibi gösterirler ve katı kuralları vardır. Kendi bildikleri doğrudan vazgeçmezler, ısrarlı ve tekrarlayıcı konuşmalarda bulunurlar. 
 
 
Bu durumun nedenlerine baktığımızda farklı kuramlar tarafından farklı açıklamalar getirildiğini görürüz. Psikanalitik yaklaşım, aleksitiminin çocukluk döneminde yaşanan psişik travma ya da anne-çocuk ilişkisindeki karmaşadan (bozukluktan) kaynaklanabileceğini ileri sürmektedirler. Bowlby'nin Bağlanma Kuramına göre kişinin bebeklik ve çocukluk yıllarında bakım vereniyle kurduğu ilişki, ileriki dönemlerde onun duygu, düşünce ve davranışları aleksitimiyle ilişkilendirilebilmektedir (Durak Batıgün ve Büyükşahin, 2008). Aleksitimik olan bireyler daha fazla kaygılı ve kaçınmacı bağlanma tarzlarına sahiptirler ve daha fazla psikolojik semptom sergilemektedirler. Davranışçı kurama göre aleksitiminin sebebi çevresel koşullardır. Ailede veya okulda duygularını ifade edemeyen, duyguları bastırılmış çocuklar duygularını bedensel olarak ifade etmeyi öğrenirler ve hasta rolünde iletişim kurarlar. Bu da aleksitiminin oluşmasında oldukça önemlidir.  Aleksitiminin nedenlerini inceleyen araştırmacılar, eğitim düzeyinin de aleksitimi üzerinde etkili olduğunu saptamışlardır. Durak Batıgün ve Büyükşahin’in (2008) yaptıkları araştırmaya göre eğitim düzeyi düşük olan bireyler daha aleksitimik özelliklere sahiptirler. 
 
 
Aleksitiminin tedavi edilmesinde hangi tedavinin kesin olarak cevap verdiği henüz tam anlamıyla bilinmemekle birlikte psikoterapi desteğinin faydası bulunmaktadır. Klinik ağırlıklı psikoterapi yaklaşımlarının kullanılması aleksitimik bireylerin somatik yakınmalarını şiddetlendirdiği gözlendiği için eğitici ve destekleyici yaklaşımlar öncelikli olarak tercih edilmelidir. Aleksitimik bireylerle yapılacak terapideki ilk amaç danışanın toleransını geliştirmek olmalıdır. Sonrasında danışanın kendisine dönerek duygularını fark etmesine ve bu duyguları sözel olarak ifade etmek için uygun kelimeler bulmasına yardımcı olunmalıdır (Ediş, 2020). 
 
 
 
 
KAYNAKÇA
Şaşıoğlu, M. Gülol, Ç. Tosun, A. (2014). Aleksitimi: Tedavi girişimleri.  Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 2014;6(1):22-31 doi:10.5455/cap.20130515054141
Durak Batıgün, A. ve Büyükşahin, A. (2008). Aleksitimi: Psikolojik belirtiler ve bağlanma stilleri, Klinik Psikiyatri Dergisi (11). 105-114.
Ediş, S. (2020). Aleksı̇tı̇mı̇nı̇n sosyodemografı̇k özellı̇klere göre suçluluk ve utanç duygusuyla olan ı̇lı̇şkı̇sı̇nı̇n ı̇ncelenmesi. (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Üsküdar Ünı̇versı̇tesı̇ Sosyal Bı̇lı̇mler Enstı̇tüsü Uygulamalı Psı̇kolojı̇ Anabı̇lı̇m Dalı, İstanbul. 
Bu yazı 65 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum