içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ACT ve MUTLULUK KAPANI

Kabul ve kararlılık/ adanmışlık terapisi üçüncü dalga bilişsel- davranışçı terapiler arasında yer almaktadır. Kabul ve Kararlılık Terapisi, kısaca ACT olarak ele alınmakta ve “akt” şeklinde okunmaktadır. Bunun sebebi ise bu terapi yaklaşımının eyleme geçmeyi (ingilizce= act) temel almasından kaynaklanmaktadır. ACT çalışmacılarından birisi olan Russ Harris’in “Mutluluk Tuzağı” kitabından bahsetmek istiyorum. Russ Harris, Mutluluk Tuzağı kitabında ACT’ı peri masalları mitleriyle açıklamaktadır. Peri masallarında her zaman “sonsuza dek mutlu yaşadılar” sözünü çok görmekteyiz. Bu masallarda her zaman iyi ve kötüler vardır ve kötü kahramanlar her zaman kaybetmelidir. Bunlara baktığımızda her zaman mutlu olmamız gerektiğini bize söylerler. Halbuki yaşamın her alanında her zaman mutlu olmak ya da istediğini elde edebilmek, her şeyi kontrol edebilmek mümkün değildir. Bu masallarla büyüyüp kendimizi bu gerçeklere alıştırdığımızda ise kendimizi kötülüklerle birlikte kabullenebilmemiz zorlaşmaktadır. Yani bu masallar insanlarda beklenti oluşturmaktadır. Russ’a göre mutluluk kapanının temelini oluşturan dört önemli mit bulunmaktadır. Bunlar:

 

 

  1. Mutluluk, tüm insan oğlunun doğal halidir.

 

 

Masallarda da gördüğümüz gibi içinde yaşadığımız toplum mutlu olmanın insanlığın doğal hali olduğu konusunda ısrarcı davranmaktadır. Fakat yukarıda bahsedilen istatistikler ise aksini iddia etmektedir. Mutlu olmak amacımız olabilir fakat insanların çoğu olumsuz duygularla mücadele etmektedir. Her dakika mutlu olmak çok zordur. İstatistiklere ayrıca insanların psikolojik rahatsızlık olarak sayılamayacak olan diğer sorunları eklendiğindeyse mutlu olarak sayılmaları epeyce zorlaşmaktadır. Ayrıca bireylerin “ben hariç herkes mutlu” düşüncesi de onları mutsuz olmaya itmektedir.

 

                                                                                                        

  1. Eğer mutlu değilsen, sende bir kusur olmalı.

 

 

İçinde yaşadığımız toplum mutsuzluğu anormal olarak görmekte ve mutsuz olmayı, kusurlu olmakla nitelendirmektedir. Bu sebeple de insanlar mutsuz olduklarında kendilerini zayıf, kusurlu hissetmektedirler. Bu şekilde yaftalanan insanlar daha çok mutsuzluğa itilmektedirler.

 

 

“Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ise çok daha farklı bir varsayıma dayanır. ACT, sağlıklı bir insan zihninin normal düşünce süreçlerinin psikolojik bir ıstıraba yol açmasının çok doğal olduğunu öne sürer. Kusurlu değilsiniz -zihniniz sadece yapmak üzere evrimleştiği işini yapıyor. Neyse ki, ACT size, bu duruma nasıl uyum sağlayacağınızı ve hayatınızı etkili bir şekilde nasıl değiştirebileceğinizi öğretebilir.”

 

 

  1. Daha iyi bir yaşam için, olumsuz duygularımızdan kurtulmalıyız.

 

 

Harris, mutluluğu bulmayı ve iyi hissetmeyi takıntı haline getirmiş bir toplumda yaşadığımızı ileri sürmektedir. Bu toplum olumsuz duyguları olumlu duygularla değiştirmemiz ve mutluluğa ulaşmamız gerektiğini bize söylemektedir. İlk bakışta bunlar oldukça mantıklı gözükmektedir. Fakat Harris, bunun bir çeşit illüzyon gibi olduğunu anlatır. Çünkü en çok değer verdiğimiz, sevdiğimiz, iyi hissettiren her şey yanında can sıkıcı diğer şeylerle birlikte gelmektedir. Örneğin bizi çok heyecanlandıran, istediğimiz bir akademik başarı isteğimiz var. Elde edildiğinde sonuç elbette güzel olacaktır. Fakat ulaşmaya çalışırken stres, kaygı gibi süreçlerden geçmemiz gerekecektir. Bunun haricinde çok sevdiğimiz bir insan ile birlikte olduğumuzu varsayalım. Bu insanı sevsek bile bu kavgaların, çatışmaların olmayacağı anlamına gelmemektedir. Bu da Harris’e göre bu olumsuz duyguların da aslında hayatımız içerisinde olağan olduklarını gösteren benzer örneklerdir.

 

 

 

  1. Ne düşündüğünüzü ve ne hissettiğinizi kontrol edebilmelisiniz.

 

 

Duygu ve düşüncelerimiz üzerinde kontrolümüz elbette ki vardır. Fakat %100 bir kontrolün sağlanması mümkün değildir. Fakat eylemlerimiz üzerinde kontrol kurma çabamız oldukça fazladır. “Ne var ki, eylemlerimiz üzerindeki kontrolümüz çok daha fazla ve zengin, dolu ve anlamlı bir yaşama ulaşmanın yolu eylemden geçiyor. Bu nedenle terapinin özgün adı olan Acceptance ve Committment Therapy’nin kısaltması için, noktasız haliyle ACT (Türkçesi: harekete geç) ifadesi kullanılmaktadır.”

 

 

Günümüzdeki birçok yaklaşımın ve kişisel gelişim ‘uzmanlarının’ savunduğu üzere “ben yapabilirim, mutluyum” gibi cümleler kurmak ve imkansızlıklara meydan okuyarak, olumsuzlukları kaldırıp yerlerine olumlu düşünceleri koyarak mutluluğa ulaşmayı sağlamaktadır. Fakat Harris, Mutluluk Tuzağı’nda bunun bu kadar kolay olmadığını dile getirmektedir. Elbette bu tarz yollar tamamen işe yaramaz değillerdir. Fakat bir yerden işe yaramamakta ve bireylerin sorunlarla başa çıkmalarına yardım edememektedirler.

 

 

Sıkıntıların şiddeti arttıkça, duygularınızı kontrol etme becerinizin de azaldığını fark edilir. Ne yazık ki, 4 mite olan inanç öylesine yaygındır ki duygu ve düşüncelerimizi kontrol etme girişimlerimiz başarısızlığa uğradığında kendimizi yetersiz hissetmeye başlarız. Bu son derece etkili dört mit, mutluluk kapanının temelini oluşturur ve bizi asla kazanamayacağımız bir mücadeleye sürüklerler: insan doğasına yani kendimize karşı bir mücadeleye. İşte mutluluk kapanım kuran da bu mücadelenin ta kendisidir.(Harris,2016. Mutluluk Tuzağı). Harris, bunlarla başa çıkmanın ACT ile kolaylaşacağını ifade etmektedir.

 

 

Bu yaklaşıma göre olumsuz bir olay yaşadıktan sonra olumsuz duygular hissetmemiz ve negatif düşüncelere kapılmamız normaldir ve hatta bedenimizde bunların doğurduğu bir takım olumsuz etkilerin olması da normaldir. Bunları anormal olarak görmeyi bırakıp hayatımızın bir parçası olarak görmeye başladığımızda, deneyimlerimizi “bir misafir” gibi kabul ettiğimizde her şey bizim için olumlu bir şekilde farklılaşmaya başlayacaktır. ACT, bu şekilde deneyimlerimiz ve duygularımızla farklı şekilde ilişki kurmayı öğretmeyi ve şimdiki ana odaklı yaşayabilmemize yardımcı olmayı hedeflemektedir.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA:

Russ, H. (2016). Mutluluk Tuzağı. M. Hakan Türkçapar ve K. Fatih Yavuz (Çev. Ed.). İstanbul: Litera.

Bu yazı 191 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum