içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

EN BEKLENMEDİK OLAN ‘TRAVMA’

‘Travma hayatımızın her anında yaşayabileceğimiz bir gerçektir. Peki ömür boyu ayağımızda bir  pranga olur mu, sonuçlarını sonsuza kadar taşırmıyız ?’

 

 Travma çok boyutlu bir kavram olmasına karşın en basit tanımıyla kişinin devam eden hayatının beklenmedik bir olayla ani sarsılmasıdır. Asıl  düşünülmesi gereken nokta travmanın ne olduğu değil ne ifade ettiğidir. Küçük bir çocuğun en sevdiği eşyasını kaybetmesi bazen travma niteliği taşırken bazı insanlar için daha farklı büyük ve yaralayıcı olaylar travma olarak değerlendirilmez. Bu farklılığın temel nedeni kişilerin olaylara yüklediği anlamlarda saklıdır. Bu noktadan baktığımızda daha çok kişisel olarak ele alınmalı,bireyin biricikliği ön planda olmalıdır. Kitlesel yaşanan (pandemi, savaş, deprem, vb.) durumlar toplumsal olarak büyük korku ve stres gelişimine zemin oluşturur. Yaşanılan ortamın değişimi ve tahribi, sosyal ilişkilerde beklenmedik değişim kişilerin hayatında köklü ve alışılmadık farklılıklara neden olur. Değinmek istediğim nokta,travmalardan sonra gelişen alışık olmadığımız duygularla mücadele yöntemi bu yeni duyguları fark etmek olacaktır.

 

 Bu yaşanılan acı dolu ve zor yaşantılar kişiyi karamsarlığa sürükler ve sonu gelmeyen bir döngünün içine hapseder.  Yaşadığımız pandemi sürecindeki yalnızlık duygusu hemen hemen tüm bireylerde kendini gösterdi. Bu süreçte yaşadığımız acılar, korkular, kaygılar gibi negatif duyguları ve strese iten güçleri ne kadar iyi tanır ve onlara uygun baş etme stratejileri geliştirirsek travmanın bizde bıraktığı yaralayıcı izleri daha kolay tamir ederiz. Yaşadığımız bu olumsuzluklarla içimize kapanıp acıların, korkuların kölesi değil onları bilen ve onların bizim için ne ifade ettiğini anlayan bireyler olmak benliğimizi ve kişiliğimizi korumada en etkili silahımız olacaktır. Ayrıca kendimize iyi gelecek alanları belirleyip bunlarla birlikte hayatımızı tekrardan şekillendirmeye çalışmak bizi güçlü ve ayakları yere daha sağlam basan kişiler haline getirecektir. Bu alan belki bir spor dalına yönelmek , bir müzik aletiyle uğraşmak yada size çekici gelen herhangi bir şey olabilir. Bu tür uğraşlar  olumlu kişilik özellikleri geliştirmenizi sağlayacak ve travmanın sizi ittiği negatif düşüncelerden arınmanıza, algılarınızı geliştirmenize, farklı bakış açıları ile hayatı anlamaya götürecektir.

 

 Son olarak tramvatik süreçlere maruz kalmış ve bu  sürecin yaratmış olduğu olumsuz etkilerle baş edemeyen bireyler için atılması gereken en uygun adım psikolojik destek birimlerinden yardım almaktır. Sağlıklı yöntem ve tedavi süreci kişinin ruh sağlığı ve kişilik özelliklerini koruma konusunda en büyük yardımcıdır.

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Özgen, F ve Aydın, H(1999) travma sonrası stres bozukluğu.  Klinik psikiyatri

American psychiatric association (2013) Diagnostic and statistical manual of mental disorders 5. Baskı

 

Bu yazı 768 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum