içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

MİNNETTARLIK

“Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına

Rızkımı veren Hüda’dır kula minnet eylemem”

 

 

Nesimi’nin dilden dile dolaşan sözleri, bu yazımda anlatmak istediğim minnettarlık kavramını ne de güzel işliyor kalbimize. Sahi ne demek minnet eylemek? İşin özü pek çoğumuzun davranışlarının altında yatan güçlü bir duygu fakat bu duyguyu ne kadar anlayıp analiz edip, davranışlarımızı gözden geçirebiliyoruz? Gelin birlikte biraz kafa yoralım.

 

Hayat boyu bizler yollarımızın kesiştiği pek çok kişiyle bir ilişki haline gireriz. Kimimiz bizim eşimiz dostumuz, bizse kimimizin kızı ya da oğluyuz. Peki bu ilişkilerimizde rutini devam ettirebilmek için görünen ya da görünmeyen neler yapıyoruz? Çeşitli sebepler bu ilişkileri sürdürmemizi daha olanaklı kılıyor. Bazen sadece yalnız kalmamak için, bazen bir sevgi ihtiyacı, bazense borcumuzu ödemek için kendimizi bu ilişkilerin içinde var olmaya zorunlu hissediyoruz. Burada maddi bir yükümlülükten bahsetmiyorum, olabilir elbette, fakat bir diğerine karşı daha çok yaptıklarının karşılığını ödeme, bunları karşılıksız bırakmama, bırakamama halini minnet duyma kavramı ile ifade ediyoruz. "Bu yaptığından ötürü sana minnettarım", "minnettarım fakat bunun altında kalamam" gibi ifadeler günümüzde çokça dilimize yerleşmiş durumda.

 

Peki nedir minnettarlık hali? Maddi ya da manevi olarak bize bir iyiliği dokunan kişiye karşı borçlu hissetme hali olarak tanımlanıyor genellikle. Peki bu bir hisse bunun kuvveti nedir ki bazen sırf birilerine borcumuz var diye ilişkilerimizi sürekli kılıyoruz? Hatta öyle ki birisinden kopmak gerektiğini bildiğimiz ve bize kötü geldiğini anladığımız halde borcumuzu ödemek, kendimizi "altta kalmamak için" rahatlatmak için ilişkilerimizi sürdürmemize sebep olabilecek kadar güçlü bir duygu demek ki bazılarımız için. Şu an sadece sorguluyorum bu durumu, minnetlik duygusunu yani, belki de hayatta başka bir kimseye daha az ihtiyaç duymuş insanlar, diğerlerinin yardımına daha çok yabancılaşıp bunu telafi etme eğilimine giriyor olabilir. Ya da belki de büyük hatalar yaptıkları ilişkilerinde, rakip ile arasındaki farkın uçurum olduğu kişi, bir nebze olsun iç rahatlatması için daha çok telafi davranışları sergiliyor olabilir. Peki ya işte o ölümcül soru: borç bittiğinde ne olacak o ilişki? Ya da belki de daha doğru bir soru şöyle olabilir, o borç biter mi? Sanırım burada bir genelleme yapmak doğru olmaz. Fakat yine de şu şekilde bir analiz yapabiliriz belki. Kişide var olan minnettarlık duygusunun yoğunluğu ne kadar fazlaysa arada kurulan ilişki de kişi için o kadar uzun olma eğiliminde olabilir. Borcunu ödediğine kendini ikna edebilenler bir süre sonra yavaş yavaş ilişkiyi koparma eğilime girebilir. Ödeme miktarı veya şekli sanıyorum ki kişinin kendi içinde oluşturacağı mekanizma ile ilgili olacaktır. Kesin bir şekilde o defter kapanmış mıdır, bunu diyebilir miyiz bilmiyorum ama illa ki geriye dönüşler yaşanacaktır bu duyguda. İkinci bir varsayımım ise o borcun hiç bitmeyeceği yönünde. Çünkü kişi için minnettarlık duygusu o denli güçlüdür ki karşısındakinin en ufak bir davranışı bile onun için ödenmesi gereken bir şey halini alır. Karşısındaki kişinin onunla aynı ortamda bulunması veya nasılsın bile demesi sanki karşılığının verilmesi gereken bir yükümlülüktür bu duyguyu aşırı boyutlarda yaşayan kişiler için. Bu yüzden de bu kişiler hiç kapatamayacakları bir borcun telafisini ilişkilerini sürdürmek ile yaparlar. Başka bir varsayımım ise başta oldukça güçlü bir şekilde bu duyguyu yaşayan kişilerin, kendilerine yapılan iyiliklerin karşılıklarını giderek daha az ödeme ya da ödememe durumuna geçmeleridir. Çünkü bu durum onlarda bir alışkanlık halini almış ve sanki zaten yapılması gereken bir şeymiş gibi algılanma yoluna gidiyor olabilir zamanla.

 

Bu sorgulamaların ardından literatüre baktığımızda yeterli bir cevap yok maalesef. Akademik alanda minnettarlıkçalışmalarınınpek çok örneği bulunuyor elbette fakat yeterliliği tartışılır.Bu sebeple oldukça güçlü bir hissiyatla bizi yönlendiren minnettarlık duygusunun farklı ilişki biçimlerinde ya da daha geniş kavramlarla davranışlarımızı günlük yaşamımızda nasıl etkilediğinin daha çok çalışılması görüşündeyim.

Bu yazı 356 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum